|

Yahudiliğin
Gerçek Yüzü
 |
| |
|
بِسْمِ اللّهِ
الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
إِنَّ الْحَمْدَ لِلَّهِ ،
نَحْمَدُهُ ، وَنَسْتَعِينُهُ ، وَنَسْتَغْفِرُهُ ،
وَنَعُوذُ
بِاللَّهِ
مِنْ شُرُورِ أَنْفُسِنَا
، وَمِنْ سَيِّئَاتِ أَعْمَالِنَا ، مَنْ يَهْدِهِ اللَّهُ
فَلاَ مُضِلَّ لَهُ ، وَمَنْ يُضْلِلْ فَلاَ هَادِيَ لَهُ
، وَأَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللَّهُ
وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا
عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ حَقَّ
تُقَاتِهِ وَلا تَمُوتُنَّ إِلاَّ وَأَنْتُمْ
مُسْلِمُونَ.
يَا أَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمْ الَّذِي
خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا
زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالا كَثِيرًا وَنِسَاءً
وَاتَّقُوا اللَّهَ الَّذِي تَتَسَاءَلُونَ بِهِ
وَالأَرْحَامَ إِنَّ اللَّهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقِيبًا.
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ
وَقُولُوا قَوْلا سَدِيدًا . يُصْلِحْ لَكُمْ
أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ
يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا
عَظِيمًا.
أما بعد :
فإن أصدق الحديث كتاب الله ، وخير الهدي
هدي محمد ، وشر الأمور محدثاتها ، وكل محدثة بدعة، وكل
بدعة ضلالة ، وكل ضلالة في النار
|
| |
|
Allah-u Teâlâ'ya hamd olsun! O’na
şükreder, O’ndan yardım diler, O’nun bağışlamasını
isteriz. Nefislerimizin şerrinden, kötü amellerimizden
O’na sığınırız. Allah-u Teâlâ kime hidayet ederse onu
saptıracak, kimi de saptırırsa ona hidayet edecek
yoktur. Şehadet ederim ki; Allah-u Teâlâ‘dan başka
ibadete layık ilah yoktur. O tektir, O’nun ortağı
yoktur. Yine şehadet ederim ki; Muhammed aleyhisselâm
O’nun kulu ve rasulüdür.
"Ey iman edenler! Allah’tan
korkulması gerektiği gibi korkun ve sizler ancak
müslümanlar olarak ölün!"
(Ali İmran: 102)
"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten
yaratan ve ondan da eşini yaratan ve ikisinden birçok
erkekler ve kadınlar üretip yayan Rabbinizden sakının!
Adını kullanarak birbirinizden dilekte bulunduğunuz
Allahtan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten sakının!
Şüphesiz Allah sizin üzerinize gözetleyicidir." (Nisa:
1)
"Ey iman edenler! Allah’tan
sakının ve sözün en doğrusunu söyleyin ki Allah,
amellerinizi ıslah etsin ve günahlarınızı bağışlasın.
Kim Allah’a ve rasulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa
ermiş olur." (Ahzab:
70-71)
En doğru söz; Allah-u Teâlâ'nın kitabı
ve en hayırlı yolu
gösteren Rasulünün sünnetidir. En şerli şey; bidat olan
şeydir. Her bidat dalalettir. Her dalalet ateştedir. |
| |
|
Allah’ın şeriatını
bırakıp kendi heva ve heveslerine göre şeriat uydurup
dinlerini değiştiren
Yahudiler;
- alçak,
- kindar,
- hilekar,
- tamahkar,
- kalleş,
- nankör,
- sinsi,
- düzenbaz,
- sözünde durmayan,
- insanlara zarar vermek
için ellerinden geleni yapan;
iğrenç bir
topluluktur
ve bu özellikler
onların genel karakterlerini teşkil eder.
Allah-u Teâlâ
onları Kur’an-ı Kerim’de şöyle vasfediyor:
"Yahudiler,
‘Allah’ın eli sıkıdır dediler’. Dediklerinden ötürü
elleri bağlansın,
(onlara) lanet olsun. Hayır, O’nun iki eli de
açıktır, dilediği gibi sarfeder. Andolsun ki sana
Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını
ve inkarını arttıracaktır. Onların arasına kıyamete
kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne
zaman körükleseler Allah onu söndürür. Yeryüzünde
bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez."
(Maide:64)
Yahudilerin
karakterleri insanların, tarihin ve Allah’ın şahitliği
ile işte böyledir.
Bizler müslümanlar
olarak; uyanmaları ve aldanmamaları için yahudilerin
hakikatini, kurduğu tuzak ve planları insanlara
anlatmalıyız.
Bizim bu hakikatleri
insanlara anlatmakta ki gayemiz, onlardan uyuyanları
uyandırmak, kananları uyarmak, iki yüzlüleri ortaya
koymak, yahudilerin peşine düşenleri ve onları taklit
edenleri ortaya çıkarmaktır.
Yeryüzünde kendisini
müslüman olarak adlandıranlara diyoruz ki; biz İslam’a
sarıldığımız müddetçe aziz, İslam’ı bıraktığımız
müddetçe de zelil olduk. Biz yahudilerin tuzaklarına
ancak Allah’ın istediği İslam’ı tam bilmediğimiz veya
İslam’dan yüz çevirdiğimiz zaman düştük.
Biz İslam’dan yüz çevirip onu öğrenmek
için gayret göstermediğimizde Allah-u Teâlâ’da bizi
onlara köleler yapmak suretiyle zelil duruma düşürdü.
Eğer biz eski şeref ve izzetimize tekrar kavuşmak
istiyorsak bilmeliyiz ki gerçek şeref ve izzet ancak
Allah ve Rasulü’ne tam teslimiyetle kazanılır. Zira
Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:
"İzzet
(şeref)
Allah’ın, Rasulü’nün ve inananlarındır."
(Münafikun:8)
|
|
BİRİNCİ
BÖLÜM |
| |
|
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in
Gönderilmesinden Önce Yahudiler |
| |
|
Musa aleyhisselam’a
uyan yahudiler İbrahim aleyhisselam’ın oğlu İshak
aleyhisselam’ın ve onun oğlu olan Yakup aleyhisselam’ın
soyundandırlar. Yakup aleyhisselam’ın oğlu Yusuf
aleyhisselam’ın çağrısıyla Mısır’a göç eden yahudilerin
orada nesilleri oldukça çoğaldı. Genellikle bütün
Yahudiler Yusuf aleyhisselam ve kardeşlerinin
oluşturduğu on iki kardeşin (sıbt) neslindendir. Onlar
Mısır halkının arasına karışıp onlarla haşır neşir
olmayı istemeyerek kendilerini daima onlardan ayrı
tuttular. Her bir kabilenin soyunun diğer bir kabilenin
soyuyla karışmaması, hangi kabileye kimlerin mensup
olduğunun bilinmesi ve şerefli saydıkları neseplerinin
korunmasını garanti altına alma isteği ve de nebiler
soyundan olmaları itibariyle diğer milletlere karşı olan
üstün gelme hevesleri sonucu onları diğer milletlerden
ayıran karakteristik özelliklerini muhafaza edebilmeleri
için aralarında anlaşmaya vardılar.
Mısır da yaşadıkları
bu ayrılık ve bununla birlikte soylarını üstün görüp
yüceltme hisleri, Mısır da ki durumlarını endişe verecek
acı bir hale soktu. Mısır da yaşayan yabancı bir
topluluk olmaları Mısırlıların ve firavunların
kendilerine karşı tavır almalarına sebep oldu. Öyle ki
Mısır firavunlarından birisi onları çok şiddetli baskı,
zulüm ve işkenceye tabi tutmuştur.
Allah-u Teâlâ
düştükleri bu alçaltıcı durumdan İsrailoğullarını
kurtarmasında ki nimetini hatırlatarak şöyle
buyurmaktadır:
"Size işkence eden,
kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan
firavun ailesinden sizi kurtarmıştır."
(Bakara:49)
Bu şekilde Mısır da ki
yahudilerin sert darbe ve şiddetli baskılar karşısında
korku ve endişe dolu bir atmosferde yetişen nesilleri
gittikçe çoğalmaktaydı. İşte bu durum çoğalan neslin
zihinlerinde derin izler bırakarak hayat ve insan
hakkındaki karakteristik görüş ve bakış açılarını, insan
yaşantısındaki toplumsal yaşam prensiplerini belirli bir
rotaya koymasını sağladı. İçlerinde gizledikleri kin ve
intikam duygusunu rengi ve cinsi ne olursa olsun her
insana karşı devam ettirdiler. Bu gibi özellikleri
kıyamete kadar devamlı kalacak köklü bir miras haline
dönüştü. Allah-u Teâlâ Hz. Musa aleyhisselam’ın komutası
altında onları Mısır dan çıkartarak firavunun zulmünden
denizi yararak kurtardı. Kudret helvası ve bıldırcın ile
nimetlendirdi.
Hz. Musa aleyhisselam
Rabbiyle görüşmeye gittiğinde Hz. Harun aleyhisselam’ı
zayıf görerek altın buzağıya tapındılar. Musa
aleyhisselam dönünce de onu birtakım şeylerde
zorladılar. Dediler ki:
"Apaçık bir şekilde
Allah’ı görünceye kadar inanmayacağız."
(Bakara:55)
Allah-u Teâlâ onların
üzerine tehdit olarak Tur Dağını kaldırınca da korkarak
teslim olup söz vermelerine rağmen tekrar ahitlerini
bozdular. Musa aleyhisselam’a isyan ederek Allah-u
Teâlâ’nın avlanmayı yasakladığı cumartesi gününde ki
alışkanlıklarına dönünce Allah-u Teâlâ onları maymun ve
domuzlara çevirdi. Bundan sonra kutsal yere girmelerini
emretmesine rağmen bunu reddetmelerine karşılık olarak
Allah-u Teâlâ onları uçsuz bucaksız bir çölde başıboş
kaybolmuş bir şeklide kırk sene kalmaları suretiyle
cezalandırdı. Çölde kırk sene kadar cezalarını çektikten
sonra Allah-u Teâlâ onları affıyla nimetlendirdi. Kutsal
şehir Kudüs’e girdiler. Ama bu kez de isyan ederek
söylemeleri emredilen sözü değiştirdiler.
Birbiri ardı sıra
kendilerine nebiler geldikçe tuzaklar hazırlayıp onları
öldürdüler ve dünyada bozgunculuk çıkartarak Allah’ın
dinini tahrif ettiler. Sonra Allah-u Teâlâ onlara İsa
aleyhisselam’ı gönderdi. İşledikleri kötülük ve
sahtekarlıklarından vazgeçmeleri, yaptıkları
hatalarından dönmeleri tahrif ettiklerini düzeltmeleri
ve de ona uymaları gerekirken İsa aleyhisselam’ı
öldürmeye karar verdiler. Fakat Allah-u Teâlâ O’nu
onların elinden kurtardı.
Allah Tebareke ve
Teala bu konuyla ilgili olarak buyuruyor ki:
".......ve
"Meryem oğlu İsa Mesih’i (Allah’ın elçisi)
öldürdük" demelerindendir. Oysa O’nu öldürmediler ve
asamadılar. Fakat onlara öyle göründü."
(Nisa: 157 )
Allah’ın Rasulü’yle
böylesine küstahça alay etme ve ona meydan okuma onların
kanına nasıl işledi.?!... Övünerek ve alay ederek
diyorlardı ki:
" Biz Meryem oğlu İsa
Mesih’i (Allah’ın
elçisi) öldürdük."
(Nisa:157 )
Aralarında yaşadığı
müddetçe Mesih aleyhisselam’a yaptıklarıyla
yetinmediler. Mesih aleyhisselam hakkında ki
iftiralarını, kendilerinden sonra gelecek nesillerine
iletmek amacıyla yalanlarla dolu kitapları
"TALMUD"
a yazdılar.
(Talmud:
Yahudilere dinini, ahlakını ve adabını öğreten bir
kitaptır. Bu kitap da Yahudilerin uygulaması gereken
gizli emirler mevcuttur. Tevrat dan ayrı bir kitap olup
içinde birbirine zıt ve çelişkili haberler vardır. )
"Talmud"
da İsa
aleyhisselam’dan şöyle bahsedilmektedir.
1 -
Yesu-İsa aleyhisselam Yahudi
dininden döndü ve putlara taptı.
2 -
Mesih aleyhisselam deli,
sihirbaz ve putperesttir. Ona uyan mesihiler de onun
gibi kafirdirler.
3 -
İnsanlar içerisinde kafir
olanların en alçağı Mesih aleyhisselam ve ona
uyanlardır.
4 -
Mesihilerin kiliseleri
sapıkların yuvaları ve putlara tapılan yerlerdir.
Buraların Yahudiler tarafından tahrif edilmesi gerekir.
5 -
Zulüm ve sapıklığın odağını
teşkil ettiği ve yanlışlarla dolu olduğu için Hıristiyan
incililerinin yakılması gerekir.
6 -
Hıristiyan kiliseleri pislik
yerleri ve oradaki vaizler de havlayan bir köpektir.
7 -
Her Yahudi’nin her gün üç
defa Hıristiyanlara lanet etmesi gerekmektedir.
8 -
İsa aleyhisselam ateş,
katran ve ziftin arasında cehennemin en dip
köşesindedir. İsa aleyhisselam’ı annesi Meryem zina
yoluyla Askeri Bendara’dan hamile kalmak suretiyle
dünyaya getirmiştir. |
|
Mesih
Aleyhisselam'dan Sonraki Yahudiler |
| |
|
İsa’nın getirdiği
tevhid dinine ve ona uyanlara karşı savaşa devam eden
yahudiler, hristiyanları öldürmekle yetinmeyip bu
noktada ellerine geçen her fırsatı değerlendirerek
onlara karşı çeşitli tezgahlar düzenlediler.
Yahudiler,
hristiyanları öldürmek ve onları mahvetmekten aciz
olduğu, zayıf düştüğü zamanlarda ise mali otoritelerini
kullanarak hristiyanlığa hücum edip Mesih’e ve annesinin
haklarına tecavüz eden kitaplarını yeryüzünde
yayılmasını sağlamak suretiyle de onlarla kültürel
savaşa girişiyorlardı.
Yaptıkları bunca
azgınlıktan sonra Allah-u Teâlâ onların günahlarını
bağışlamadığı gibi onları Rumların saldırısına da
musallat kıldı ve ufalanmış ekmek gibi paramparça
oldular. Bununla birlikte dünyanın fesat tohumu
ektikleri her tarafından ve yaşadıkları yerlerden
oraların halkı tarafından göçe zorlandılar.
...ve Allah-u Teâlâ bu
bölünmüş, dağılmış küçük topluluklardan bir grubu Arap
Yarımadası’na yerleştirdi Onlarda bilhassa orada ki
Medine şehrini benimseyerek orayı vatan edindiler.
|
|
Hz.
Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den Sonraki
Yahudiler |
| |
|
Medine’de ki yahudiler
Tevrat’ın müjdelediği, özelliklerini açıkladığı, nerede
ortaya çıkıp nereye gönderileceğini- ki o yer Arap
yarımadasıdır- bildikleri rasulü bekliyorlardı. Bu
rasulün dağınık olan topluluklarının birleşmesini
sağlamak üzere özellikle kendilerine gönderileceğine
inanıyor ve tekrar Hz. Davud aleyhisselam’ın mülküne ve
şanına kavuşacaklarını umuyorlardı. Çünkü onlar güya
Allah-u Teâlâ’nın sadece kendilerinin rabbi olduğunu
onlardan başkasının Allah’ı sahiplenemeyeceğini
düşünüyorlardı.
Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem ilk önce kendi kavminden başlamak
suretiyle toplumun bütününe davet etmekle yükümlü olarak
Arap’dan -İsmail aleyhisselam’ın oğullarından- geldiği
zaman, yahudiler Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve
sellem’e sırtlarını çevirdiler ve getirdiği şeyi yok
etme amacına yönelik planlar kurmaya başladılar.
Bu, daha İslam
davetinin ilk başladığı sıralara rastlar. Daha sonra
düşmanlık ve saldırganlık da Mekke müşriklerini onlara
karşı kışkırtıp inananların işkenceye maruz kalmalarını
sağlamaları ise cabasıdır. Onlar Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem’e ve risaletine karşı gizli bir savaşa
girişmişler ve her türlü fitne ve fesat çıkarıcı sözleri
çıkarmaktan geri kalmamışlardır. Müşriklerde Ehli
Kitap’dan olmaları nedeniyle yahudilerin bu noktada ki
sözlerine güveniyorlardı.
Müşrikler yahudilere:
"Biz mi iyiyiz, yoksa Hz.
Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem
mi?" diye
sorduklarında onlarda
"bilakis siz ondan daha iyisiniz"
diyorlardı.
(Bezzar
sahih senetle rivayet etti.)
Bu sözleriyle
ellerinde bulunan Tevrat’ta bile küfür sayılan amelleri
işliyorlardı. Bununla da yetinmeyip hak olduğunu
bildikleri halde İslam’ı inkar ettiler.
Allah-u Teâlâ bu
konuyla ilgili olarak şöyle buyurmaktadır:
"Ne zaman ki Allah
katından onlara, kendilerinde olanı tasdik eden kitap
geldi. -ki onlar bundan önceleri, inkar edenlere karşı
kendilerine yardım gelmesini beklerlerdi- bildikleri
gelince onu inkar ettiler. Allah’ın laneti inkar
edenlerin üzerine olsun." (Bakara:
89) |
|
Çirkin
Bir Saldırı |
| |
|
İslam dini yavaş yavaş
kalplerde ki yerini almaya başlamış adeta Medine’yi
Münevvere de yeni bir güneş doğmuştu. Bu sefer Yahudiler
taktik değiştirerek İslam’a ve onun ehline karşı olan
gizli savaşını açık savaşa çevirmek suretiyle;
her türlü plan, hile,
tezgah, desise yollarını kullanmaya başlamışlardır.
Allah’ın onları rezil-rüsvay
ettiği, planlarını alt üst ettiği zamanlarda ise Allah’a
ve Rasulüne karşı savaş için yeni bir metodu yani nifak
yönünü takip etmekteydiler. İslam’a (güya) girip onu
içten yıkmak suretiyle müslümanmış gibi görünmeye
başladılar. |
|
Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den Sonraki
İnsanlar |
| |
|
Yahudi şeytanları,
Kur’an ve sünneti tahrif etme noktasındaki çabaları
sonuçsuz kalınca; güçlerini bu kez müslümanların
kendileriyle İslam arasında ki bağı koparmaya
yönelttiler. Öyle ki, müslümanlar arasına bozuk olan
inançları yayıp müslümanların dinlerinde şüpheye
düşmelerine neden oldular. Onların kalplerini
hastalandırıp akıllarını işlemez hale getirdiler. Artık
müslümanlar iyiliği bilmez kötülüğü reddetmez hale
geldiler. Tam manada Rablerini tanımaz, hakla batılı,
iyiyle kötüyü, helalle haramı ayırd edemez oldular.
(Ancak Allah’ın hidayet ettiği kişi müstesna)
Yahudiler müslümanlar
arasına ayrılık tohumu ekmede başarılı oldular.
Nerede doğru yoldan
sapmış bir cemaat, sapık bir mezhep, garip bir söylenti
ve nerede de Kur’an ve sünnetten uzak bir topluluk varsa
orada muhakkak yahudinin parmağı vardır.
Böylelikle münafık
yahudiler bu safların arasına sapık fikirlerini
yerleştirip onu devamlı beslemektedirler.
Bahsetmiş olduğumuz
Kur’an ve sünnetden uzak bu topluluklar müslümanların
arasında ayrılığı yaydılar ve böylece belli bir sabit
fikre sahip gruplar türedi.
Mutezile, Kaderiye,
Hariciler, Şia
vb. Bu sapık cemaatlerden belli bir sabit fikre sahip
olanların her birisi; karşısındaki toplulukla savaşan
ve tartışan fırka haline dönüştü. Bu çekişme bazen sözle
bazen de kılıçla oldu.
Münafık Yahudiler;
Kominizm, Sosyalizm, Milliyetçilik, Liberalizm,
Demokrasi vb.
gibi fikir sistemlerini, yönetim tarzlarını ve
gruplarını insanlara süslü göstermeyi başardılar.
Yahudiler bu sapık yapılaşmalara fertleri çekebilmek
için; içkiyi, kadınlı erkekli toplantıları, kumar
masalarını, parti kutlamaları ve açık oturumları
kullanarak sonuçta dünyanın çeşitli bölgelerinde ki
milyonlarca insanı kötü bir bataklığa sürüklemeyi
başardılar.
Yahudi ve şeytan
şerrin ve fitnenin iki yüzüdür.
Şeytan, şerrin ve
fitnenin gizli yüzü, yahudiler ise açık yüzüdür.
Yahudinin hayat
hikayesini okuyan kimse, yahudinin kimliğinde (şahsında)
şeytanı gördüğüne biran bile şüphe etmez. Öyle ki sanki
şeytan insan suretinde görünür ve her bir yahudinin
teker teker şahsında yer alır. |
| |
|
Denilebilir ki;
Yahudinin bütün bunlardan amacı nedir?.
Niçin Yahudiler bütün
vakit ve onca çabalarını yeryüzünde bozgunculuğun ve
ahlaki çöküşün yayılması ve insanların hayatlarından
İslam’ın uzaklaştırılması için sarf ediyorlar.
Bunun sebebinin
asırlardan beri yahudilerin gizli olan planlarının
esaslarını; bütün yeryüzünü istila etmek, oraya Davud
aleyhisselam neslinden bir kralın hükmetmesini sağlamak,
İsrail oğullarını eski mülklerine tekrar kavuşturmak ve
bütün halkları kendilerine tekrar boyun eğmek
oluşturmaktadır.
Aynı zamanda öncelikle
Kudüs (Orşelim)’ü yahudi hükümetinin merkezi haline
getirmek, sonra eski Roma imparatorluğunun başkenti olan
Roma’yı ilelebet başkent kılmakla gizli planlarının bir
kısmını teşkil etmektedir.
İslam dinini ve
ahlakının tam kökleştiği yerlerde yahudiler istila ve
köleleştirme hareketlerinde güçsüz düştüklerinden dolayı
bu mücrimlerin yaptıkları ilk iş yeryüzü halkını din ve
ahlaktan uzaklaştırmak için bütün güçlerini kullandılar. |
|
Yahudinin Yapmak İstedikleri |
| |
|
1 - Halkın bozulmasını
sağlamak. |
|
Bu da içki, faiz,
zina, hile, hıyanet v.b. gibi karmakarışık nice iğrenç
ve berbat silahlarla onun ahlakını zayıflatmak suretiyle
çalışmalarda bulunmak |
| |
|
2 - Gizli topluluklar ve
heyetler yoluyla yeryüzünün her ülkesinde çalkantılı
dönemler, ayrılık ve fitneyi körüklemek.
(siyasi, dini, sanatsal, sporsal faaliyetler, mason
locaları ve rotary klüpleri
yollarıyla). |
|
(Beynelminel
olan bu rotary klüplerinin ilkini Şikagoda Amerikalı
Yahudi Paul Harmey kurmuştur. Fikri dini ihmal ederek
yalnızca insanlığa önem vermek temeline dayanan rotary
klüplerinin üyeleri, toplumun ileri gelenlerinden
seçilir. Yahudiler bu klüplerine çok sayıda kişileri üye
yapmayı başarmışlardır. Yeryüzünde yaklaşık 7862 rotary
klüp mevcuttur. Sadece Mısır da 15 tane vardır. Kamus
siyasi "siyasi sözlük sf. 709")
Yahudiler bütün bunları
yaparken kendilerinin sımsıkı bağlarla birbirlerine
kenetlenmesine ve bu yıkıcı faaliyetlerinden
topluluklarının uzak tutulmasına özen gösterdiler.
|
| |
|
3 - Hükümetler ve halkı
arasında fitne ateşini körüklemek. |
|
Hükümetlere birtakım
sahte oyun ve yollarla halkını ezdirmek ve onlara baskı
yapmasını sağlamak ve halkında hükümete başkaldırmasına
yönelik başkaldırmasına yönelik çalışmalarda bulunmak.
Yani hem hükümeti halka hem de halkı hükümete düşürmek.
Bu şekilde hükümetle halkı arasında devamlı bir çekişme
meydana getirmek. |
| |
|
4 - Kralların,
vezirlerin, bakan ve başbakanların kendilerini
halklarından üstün görmelerini sağlamak ve onları
bilhassa makam, rüşvet, kumar, içki, kadın ve diğer
tezgahlarıyla bozarak istediklerini yaptırmak. |
|
Din;
yeryüzü hakimiyeti davalarında yahudi planlarına karşı
duran (onu yıkan) sağlam bir engeldir...
Zamanının
başlangıcında hrıstiyanlık İslam dininin davet ettiği
Tevhid iyi ahlaka ve davranışa davet ettiği için
Yahudiler bu dini en tehlikeli düşman ilan ettiler.
Hristiyanlar’ın
üzerinden zaman geçip de Tevhid’den uzaklaştıklarında
yahudilerin Amerika ve Avrupa da düşünce yapısına
soktukları fesat ve çöküntü tohumları yeşermeye başladı
ve dinin etkinliği azalmaya başladı. Böylece yahudiler
hristiyanlar’ın dinsiz olduklarından tamamen emin
olduktan sonra planlarını uygulatmada onları da
kendilerine asker yaptılar.
Şimdi ise yahudilik,
hristiyanlık engelini aşıp onu hallettikten sonra
karşısından engel olarak duran İslam dinini ve
müslümanları aşabilmek için daha önce hristiyanlıkta
yaptıkları gibi dini yıkıcı mezhepleri, fikirleri
birbirleriyle çelişkili fırkaları yayma çabası
içerisindedir. Çünkü müslümanlar İslam’dan uzaklaşıp
tamamen bozulduğunda kendi planlarını uygulamak için
karşılarında herhangi bir engel kalmayacaktır.
İşte bütün
özellikleriyle yahudiler böyle bir topluluktur.
Yahudiler ilahi dinlere ve özelliklede İslam’a karşı
savaş ilan etmişlerdir. İnsanları; hayvani arzulardan
başka bir şey düşünmeyen bir sürü haline getirmeyi
planlayan yahudiler, onları hayvandan daha aşağı bir
seviyeye düşürmeye de muvaffak olmuşlardır.
İnsanlar arasında
yahudiler’in yaptıkları bu alçak planlar tahrif olmuş
Talmuti dini öğretilerinin pratik uygulamasından başka
bir şey değildir. İşte bu yüzden her müslümanın bunu
bilmesi gerekir. İnşallah gelecek bölümde bu talmuti
öğretilerinin bir kısmını arz edeceğiz. |
|
İKİNCİ
BÖLÜM |
| |
|
Mukaddes Kitaplarında Yahudiler |
| |
|
Dinini ve onun
hususiyetlerini gözeten, idrak eden her müslümanın,
yahudilerin inancını, tabiatlarını ahlakını ve en
önemlisi dönekliklerini ve de insanlar hakkında ki
düşüncelerini muhakkak bilmesi gerekir.
Bütün bu saydıklarımız
itikad ettikleri, inandıkları, öğrettikleri, okullarda
çocuklarına telkin ettikleri ve hayat pratiğinde
uyguladıklarında mukaddes kitaplarında yer almaktadır.
Bir Müslümanın
yahudilerin kötülüklerine karşı tedbir alabilmesi için
onun özelliklerin ve planladıkları tezgahları zorunlu
olarak bilmesi gerekir. |
| |
|
(Mukaddes
kitap üç bölümde toplanmıştır.
1. Bölüm:
Tevrat’tır. Musa’nın şeriatını kapsar. Bu Tevrat beş
kitapdan müteşekkildir.
2. Bölüm: Bu
beş kitabın dışında kalan diğer kitapları kapsar.
3. Bölüm:
Birde; hikmetler, adaplar, deyimler ve tarihi haberleri
içeren kitap.
Bu üç
bölümden oluşan mukaddes kitapları dinlerinin birinci
temelini, Talmud ise ikinci temelini teşkil etmektedir.) |
|
Talmut
İlkesinden Öğretiler |
| |
|
İnsanlar; yahudiler ve
Cüveym (veya Umem)
olmak üzere iki sınıftır.
(Yahudilerin
kendilerinden başkalarına taktıkları ad. Yahudiler
nazarında Cüveym ve Umemler necis, kafir ve hayvandır.)
Yahudiler kendilerin
Allah’ın seçtiği halkı oğulları ve sevgilileri
olarak
görmektedirler.
(Bu sapık ve
asılsız düşüncelerine Kur’ân işaret etmektedir.
Allah-u
Teâlâ şöyle buyuruyor:
"Yahudiler ve Hristiyanlar, ‘biz Allah’ın oğulları ve
sevgilileriyiz’ dediler. ‘Öyleyse günahlarınızdan ötürü
size niçin azap ediyor. Bilakis siz O’nun yarattığı
insanlarsınız de’ Allah dilediğini bağışlar, dilediğine
azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin
hükümranlığı Allah’ındır. Dönüş O’nadır." Maide: 18) |
|
İşte şeytani Talmud
öğretisinden bazı ilkeler: |
|
Akide Sahasında
İnsanoğluna Bakış Açıları
Mal Sahasında
Anlaşma ve Sözleşmeler
Sahasında
Ahlaki Sahada |
|
Şeytani
Talmud Öğretisinden Bazı İlkeler |
| |
|
Akide
Sahasında |
| |
|
1 -
Gündüz on iki saattir. Allah onun ilk üç saatinde oturur
ve şeriati gözden geçirir. İkinci üç saatinde hükmeder.
Üçüncü üç saatinde alemi doyurur. Son üç saatinde ise
oturur ve balıkların kralı yunusla oynar.
2 -
Allah-u Teâlâ yalan söylemekten, gazaptan ve
saçmalamadan masum değildir.
3 -
Yahudilerin ruhlarının
çıkış kaynağı Allah, yahudi dışındakilerin ruhlarının
çıkış kaynağı ise necis ruhtur.
4 -
Yahudiler dışında
bütün insanlar at menisinden yaratılmıştır. Allah-u
Teâlâ bütün yabancıları (Yahudi dışındakileri) dünyanın
kendileri için yaratıldığı yahudilere hizmet etsinler
diye yarattı.
5 -
Yahudiler Allah
katında meleklerden daha kıymetlidirler.
6 -
Yahudiler yaratılmamış
olsaydı, yeryüzünde ne bereket ne yağmur ve nede güneş
olurdu. |
|
Şeytani
Talmud Öğretisinden Bazı İlkeler |
| |
|
İnsanoğluna Bakış Açıları |
| |
|
1 -
Yahudilerden başkası
"köpekler"
gibidirler.
2 -
Yahudi olup da bu dinden çıkanlar sadece köpek değil
üstelik eşektirler.
3 -
Yahudilerden başkalarının evleri hayvanların ahırları
gibidir.
4 -
Yabancılardan birini kurtarması yahudilere haram
kılınmıştır.
5 -
Bir yabancıyı yani yahudiden başkasını öldüren yahudiye
Firdevs cennetinde sonsuza kadar kalma mükafatı verilir. |
|
Şeytani
Talmud Öğretisinden Bazı İlkeler |
| |
|
Mal
Sahasında |
| |
|
1 -
Yahudi ilahı, yahudinin bulduğu yabancının kaybolmuş
malını tekrar yabancıya iade etmesini affetmez.
2 -
Yahudilerin kendi
aralarında hırsızlık yapmaları caiz değildir. Fakat
yahudi dinine mensup olmayanlardan bir şey çalması
caizdir.
3 -
Faiz yahudiler arasında haramdır. Fakat onlar
haricindekiler arasında alınıp verilmesi ise mübah
kılınmıştır.
4 -
Yahudiye çocukları faizin tatlılığına vakıf olsun ve
yahudi dışındakiler arasında uygulasın diye çocuklarına
faizle borç vermek caiz kılınmıştır.
5 -
Yahudi dışındakilerin hayatı yahudilere aittir. O zaman
malına nasıl sahip olmasın? |
|
Şeytani
Talmud Öğretisinden Bazı İlkeler |
| |
|
Anlaşma ve Sözleşmeler
Sahasında |
| |
|
1 -
Yahudi tarafında
yahudi olmayana yapılan yeminin hiçbir kıymeti yoktur ve
bu yemin yahudinin bir şey yapmasını gerektirmez. Çünkü
yahudi ve hayvan arasında yeminin geçerliliği söz konusu
değildir.
2 -
Yahudinin yalan yere
şehadet etmesi caizdir.
3 -
Yahudinin yahudi
olmayanı aldatması mübah, üstelik vaciptir.
4 -
Şayet hakim yahudi olup da karşısına yahudiyle yahudi
olmayan birisi bir davayla gelirlerse, eğer yahudiyi
haklı çıkartabilecek durumdaysa elinden geleni yapması
gerekir. |
|
Şeytani
Talmud Öğretisinden Bazı İlkeler |
| |
|
Ahlaki
Sahada |
| |
|
1 -
Gerek kadın olsun gerekse erkek olsun yahudi dışında
birisiyle zina yapmak mübahtır.
2 -
Yahudi kadının kocası, karısının yatağında zina etse de
şikayet etme hakkı yoktur
3 -
Yahudinin hanımıyla dübüründen cinsel ilişkide bulunması
caizdir. Çünkü bir yahudi erkeği için kadın, kasaptan
satın aldığı et gibidir. İster onu haşlayıp yer isterse
de kızartıp yer.
4 -
Şayet yahudi rüyasında annesiyle cima yaptığını görmüşse
kendisine hikmet ve ilim verilecek demektir. Şayet
rüyasında nişanlısıyla cima yaptığını görmüşse o zaman
yahudi şeriatının yılmaz bekçisi olacak demektir. Şayet
yahudi rüyasında kız kardeşiyle cima yaptığını görmüşse
kendisine çok üstün akıl bahşedilecek demektir. Şayet
rüyasında akrabasının hanımıyla zina ettiğini görmüşse
kendisi ebedi bir hayata kavuşacak demektir. |
|
Beşeriyyetin Kanını Emen Yahudiler |
| |
|
Şimdi biz bu
mücrimlerin adetlerinde birisi olan vahşice ve gaddarca
uygulanan dini bir alışkanlıklarına değineceğiz.
İşte bu vahşice
alışkanlıkları:
Yedikleri bayram
böreğinin hamuruna karıştırmak için kendisinden
başkasının kanını akıtmak.
Bu, Yahudilerin
tarihin her döneminde devamlı olarak sürdüre geldikleri
korkunç, vahşice ve gaddarca uygulanan
alışkanlıklarından sadece birisidir. |
| |
|
Yahudilerin meşhur iki
önemli bayramları vardır. Bu her iki bayramda da
yahudiler hamuruna insan kanının karıştırıldığı böreği
yemedikçe sevinçleri asla tamam olmaz.
1. Bayramları:
Purim bayramı (Her senenin mart ayında)
2.
Bayramları: Pasouer (FISH)
bayramı. (Her senenin nisan ayında)
Purim bayramının
kurbanları özellikle erişkin genç delikanlılardan
seçilir, şu veya bu şekilde kan alınarak bu kanın
pıhtılaşması sağlanır. Sonra kurumuş küçük parça halinde
olan bu kan pıhtısı parçacıkları bayram böreği hamuruna
katılır. Geriye kalan kan pıhtısı ise gelecek
bayramlarda kullanılmak üzere muhafaza edilir.
Passouer Bayramı’nın
kurbanları ise özellikle on yaşını aşmamış olan
çocuklardan seçilir ve bu kurbanların kanı ya
pıhtılaştırılıp küçük parçalar halinde yada
pıhtılaşmadan sıvı olarak direk börek hamuruna
karıştırılır ve yemek zevkle yenir.
Bu bayramlarda kurban edilen kişilerin
kanlarını akıtmanın değişik yönleri vardır. En önemlisi
ve bilineni "İĞNELİ FIÇI"
usulü.
Bu yöntemde kanı
alınacak kurbanın içine sığabileceği ebat da fıçı ve her
bir parçasından yavaş yavaş kan akıtabilmek için fıçının
her tarafına döşenmiş kurbana batırılan sivri iğneler
vardır. Fıçının alt tarafında ise akan kanı toplamak
içinde bir kap bulunur. Yahudiler fıçının altındaki kaba
yavaş yavaş kanın dolduğunu gördükçe sevinçten öte büyük
bir mutluluk ve haz duyarlar.
Diğer kan akıtma ve
alma yöntemleri ise ya bir koçun kesilmesi gibi kanın
tamamen vücuttan atılmasını sağlayacak boğazdan yada
vücudun belli yerlerindeki damarların kesilmesi
şeklinde olmaktadır.
Sonra şu veya bu
şekilde toplanan kurbanın kanı adeta kana susamış olan
yahudilerin ilahı Yehova’yı bu kanla karıştırılmış
mukaddes böreklerle razı ettirmeye uğraşan hahamlara
teslim edilir.
Yahudiler bu iki
bayramlarında hamuruma kendilerinden başkalarının kanı
karıştırılmış börekleri yemedikçe, sevinçlerinin doruk
noktasına asla ulaşamazlar. |
| |
|
İşte bütün bu
söylediklerimiz yahudi kahinlerinin, Tevrat hahamlarının
içlerini kemiren kine, karakterlerini uygun olan
bozgunculuğa, hasetlerine, sinsice hareketlerine, gelmiş
geçmiş dünya devletlerinde eşi görülmemiş
bencilliklerine uygun olarak yorumladıkları ilkeler ve
kurallar yumağının bir kısmını teşkil eder.
Kendi kişiliklerinde
bulundurdukları aşağılık sıfatlarıyla yahudiler
kendileri demese bile bu vasıflarıyla insanlığın düşmanı
olduklarını bizzat ortaya koymaktadırlar. Çünkü onlar
nebilerini öldüren, yılan gibi sokup sonra aniden
çekilen yılan tabiatlı, iki yüzlü, inatçı ve sert kalpli
bir topluluktur.
Yahudiler, her nereye
yerleştiyseler oranın içlerine nüfuz ederek bir takım
tuzak, hile, kadın, rüşvet ve bundan başka tahrif
olunmuş dinlerinin mübah kıldığı her türlü alçak ve
sinsice yollarla gizlice iktisadi, siyasi, toplumsal ve
kültürel baskıyı kurmak için olanca güçleriyle
çalışmışlardır. Bu alçakça işlerini yapma noktasında
kendisi dışındakilerin çıkarlarının ancak yahudi
çıkarlarına uygun olarak hareket edildiğinde
gerçekleşeceği ve kendisinin alçakça işlerine karşı
tavır alarak onu ortadan kaldırmaya yönelik
teşebbüslerin faturasının bu tür girişimde bulunana
ödettirileceği imajını verdirecek duruma gelmiştir.
Yahudiler, çeşitli
yerlerde dağınık olarak yaşamalarına ve sayılarının az
olmasına rağmen yinede uluslararası düzeyde yardımlaşma
ve dayanışmaları gerçeği inkar edilemez. İşte bu
yardımlaşma ve dayanışma yerel ve genel olarak bütün
dünyada olan etkinliklerinin kuvvetli olmalarının,
ticaret ve bundan başka sahalardaki başarılarının yegane
sırrıdır.
Yahudilerin hayatı kabile ve
çöl hayatı esasına uygunluk arz eder. Dünyaya bağlı
olmalarına rağmen insanlardan apayrı yaşamayı tercih
etmişlerdir.
(Yahudiler
sadece kendilerinin yaşadıkları, kendilerinden
başkasının oturmasına müsaade etmedikleri onlara has
olan "El-Gito" adındaki yerlerde ikamet ederler.)
|
| |
|
Bu dünyaya bakış açıları
sadece düşmanlıktan ibarettir. Fakat bu dünya gerek
siyasi gerekse ekonomik yönden onlardan daha güçlü
olduğunda ona boyun eğmek zorunda kalırlar. Şayet
yahudiler bu noktalarda güçlüyse bu sefer onu
kendilerine boyun eğdirirler. İşte bu sebepten, onlara
baskı yapmaktan veya mevcut baskıyı ortadan kaldırmak
arzusundan dolayı kendilerini bu olaya hazır tutmak
amacına yönelik olarak silahlanmışlar ve halende
silahlanmaktadırlar.
Yahudiler karakter
olarak korkak bir kavimdir ve özellikle ölümden çok
korkarlar. Savaştıkları zaman düşmanları onları görmesin
ve onların farkına varmasın diye bilhassa gece
savaşlarını ve ayrıca korkaklıklarından olsa gerek;
evlere, duvarlara ve kendilerini koruyabilecek çetin
burçlara sığınmayı tercih ederler.
Yahudilerin tahrif
olunmuş dinleri, onlara zaferden sonra yapılacak ilk iş
olarak ele geçirilmiş olan bölgelerdeki erişkin olan
adamların onlardan hiç birinin kalmamacasına
boyunlarının kılıçtan geçirilmesini, bütün kadın ve
çocukları köle olarak almayı ve orada bulunana menkul ve
gayrı menkul bütün mallara el konulması gerektiğini
öngörmektedir. |
| |
|
Yahudiler, hayatları
boyunca fesadın, kötülüğün ve fuhşun odağını teşkil
ettiler. Rezilliği yaydılar ve erdem(fazilet)’e karşı
savaş açtılar.
Yeryüzünde mevcut
bulunan genel evlerin sahipleri durumunda olan yahudiler
her mekanda cinsi burhan ve çöküntüyü yaydılar. Onlar
insanlığı değerleriyle yok edebilmek için rezilliği
yaymada, faiz yada daha değişik yollardan halkı
sömürerek temin ettikleri serveti bu pis amaçlarına
yönelik olarak kullanmaktadırlar. Onlar kendilerinde
şeref, haysiyet bulunan herkese düşmandırlar. Onlar
kendilerinden başkalarını hakir görerek, onların
servetlerine konmakta, ırzlarına geçerek şereflerini beş
paralık etmekte, kısacası kendilerinden başkalarını şu
veya bu yönden tamamen parçalamaktadırlar.
Yahudilerce tapılacak
ilk ve son yegane varlık sadece altındır. Diğer
insanlardan daha fazla onu yüceltmek ve onu toplamak
biriktirmek için değişik metotlar uygulamaktadırlar.
Sonra bu elde
ettikleri altınları kendileri dışındakileri ortadan
kaldırmak, ahlakını ve değerlerini yok etmek, bu dünyayı
hegemonyaları altına almak için yaptıkları planların ve
isteklerinin gerçekleşmesi yönünde kullanmaktadırlar.
Yahudiler bilhassa
nüfusu kalabalık olan ve ticari limanlara sahip olan
yerlerde toplanırlar. Ki böylelikle buralardan kaçmak
veya birilerini kaçırmak ve birbirleriyle ilişkilerini
kısıntısız ve daha kolay yapabilmek mümkün olsun.
|
| |
|
Allah-u Teala Kur’anın bir
çok yerinde yahudilerin durumlarını ve ahlaki
tavırlarını vasfetmiştir. |
|
1 -
Onları kibirle
vasfetmiştir.
"Onların göğüslerinde
kibirden başka bir şey yoktur." (Gafir:
56 )
2 -
Onları korkaklıkla vasfetmiştir.
"Onlar
sizinle toplu olarak, ancak surlarla çevrilmiş kasabalar
içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul ederler."
(Haşir: 14 )
3 -
Onların dünyaya tapındıklarını ve bu dünya hayatına en
düşkün kavim olduklarını zikretmiştir.
"Andolsun ki, onların
hayata diğer insanlardan daha fazla düşkün olduklarını
görürsün." (Bakara: 96)
4 -
Onları anlaşmalarına
sadık kalmamalarıyla vasfetmiştir.
"Sözlerini bozdukları
için onlara lanet ettik, kalplerini katılaştırdık." (Maide:
13)
5 -
Onları yalancılıkla ve haram malı yemekle
vasıflandırmıştır.
"Onlar yalana kulak
verirler, haram yerler."
(Maide: 42)
6 -
Onları cimrilikle, Allah’a karşı iftira atmakla
vasıflandırmıştır.
"Yahudiler "Allah’ın eli
sıkıdır" dediler. Dediklerinden ötürü elleri bağlansın,
lanet olsun." (Maide: 44)
7 -
Onları insanlar arasındaki harbi kızıştırmak, fesat ve
kini yaymakla vasıflandırmıştır.
"Savaş ateşini ne zaman
körükleseler,Allah onu söndürür.Yeryüzünde bozgunculuğa
koşarlar." (Maide: 44) |
| |
|
İşte bu
karakterlerinden ötürü yahudiler her nereye
yerleştiyseler bütün devletler onları tehlikeli bir
unsur olarak görmüşler. Karakterlerinin bozukluğu
nedeniyle bir çok baskıya maruz kalmışlardır.
Ancak bu baskılar
onlara bir çok faydalar sağladı. Öyle ki bu baskılar
süresi boyunca yahudi halkı liderlerine daha çok
bağlandılar ve kendilerinden bu ezaları defedebilmek
için birbirleriyle daha fazla yardımlaştılar ve
birbirleriyle daha sıkı dayanışma içinde oldular.
Yahudilerin karşı
karşıya kaldıkları bu durumlar karşısında takındıkları
ortak tavırlar liderlerinin karlarlarına, katlarında ki
tahrif olunmuş kitaplarda ki öğretilerin her asra uygun
olarak onlara öngördüğü temel ilkelere uygunluk arz
etmektedir.
İnşallah bu gelecek
bölümde bu asır ve diğer gelecek asırlar için yakın
tarihte derlenmiş olan siyonist hakimler protokollerini
ele alacağız. |
|
|
Modern
Asırda Yahudiler ve Protokollerin Hikayesi |
| |
|
Siyonist hakimlerin
protokolleri veya daha doğru bir deyişle kararları
modern asırda şimdiye kadar bu dünyayı bozguna uğratmak
ve onu yıkmak için tasarlanan planların belki de en
tehlikelisidir. Bu protokolleri dikkatlice okuyan,
yeryüzünde mevcut fitne, fesat çalkantıları, her türlü
sahada çöküntü gibi insanlık dramlarına bakıp
protokollerde okuduklarıyla yeryüzünün bu durumlarını
kıyaslama yaparak aralarında ki uygunluğu görenden
başkası protokollerin tehlikesinin boyutlarını idrak
edemez.
İşte ancak o zaman bir
fert, yeryüzünde tahakküm kurmak ona egemen olmak için
kendi menfaatine ulaşmak amacına yönelik korkunç
yahudiliği ve tuzaklarını anlayabilir.
Günahkar şeytan
huylulardan oluşmuş bir topluluğun fertleri farzı mahal
yeryüzünü köleleştirmek için en korkunç ve en belalı
planları çıkartmada birbirleriyle yarışsalar dahi
yeryüzünde mutlak bir yahudi hakimiyetini sağlamak için
1897 tarihinde alçak siyonist hakimlerin ilk
konferanslarında ortaya çıkarttıkları belalı planlar,
hile ve desiselerden daha alçağını çıkarmaya muvaffak
olamayacaklardır.
Bu protokollerde
yahudi liderlerin zaman açısından her yahudinin yapması
gerektiğini sıralamışlardır.
Mesela yahudi
aşağıdaki üç ana zaman dilimine uygun olarak
faaliyetlerini düzenler. |
| |
|
a -
Filistin de İsrail devleti kurulmadan önce.
b -
Filistin de İsrail
devletinin kurulması esnasında.
c -
Filistin de İsrail devleti
kurulmasından sonra. |
|
İlk
Siyonist Konferans Kararları ve Protokollerin Gizlice
Elde Edilmesi |
| |
|
Yahudi liderlerin 1897
den 1951 e kadar tam 23 konferans düzenledi. Bütün bu
düzenlenen gizli konferanslarda ki amaç uluslar arası
siyonist devletinin kurulmasını amaçlayan ilke ver
planların öngörülüp fertlere öğretilmesiydi.
Onların ilk konferansı
İsviçre’nin (Basel) şehrinde
Therodor Hertzer
başkanlığında 1897 yılında
düzenlendi.
Bu toplantıya 50 yahudi
derneğini temsilen yaklaşık 300 alçak, gaddar ve
hareketlerinde sinsice davranan temsilci katıldı.
Bu temsilciler, konferans da
Hz. Davud aleyhisselam’ın neslinden olan bir kralın tacı
altında bütün dünyayı köleleştirmek amacına yönelik
gizli bir takım kararlar aldılar. Bu kararlar en ince
gizlilik kurallarına uyularak, başkalarının dikkatini
çekmesine fırsat vermeyecek şekilde koruma tedbirleri
arasında alındı.
(Therodor
Hertzer; Siyonizmin kurucusu 1860 yılında
Budapeşte de doğdu. Daha sonra Viyana’ya gitti. 1895 de
yahudi devleti adında bir kitap yayınladı. 1904 de öldü
ve naşı Filistin topraklarına getirilerek gömüldü. (
Siyasi sözlük sf.1674) ) |
|
Aldıkları Kararların Bazı Hususiyetleri |
| |
|
1 -
Yahudi yeryüzünde mevcut bulunan idari sistemlerin bozuk
olduğunu düşünür ve bu durum karşısında kendisi için
yapması gerekenin yahudi devleti kuruluncaya kadar bu
mevcut idari sistemlerini biraz daha bozmak olduğuna
inanır.
2 -
İnsanlar üzerine hakim olma sanatı öyle kutsal bir
sanattır ki bunu yahudiler den başkası beceremez.
3 -
Yahudiler dışındaki bütün insanlara aşağılık hayvan
sürüleri gibi hükmedilmesi gerekir.
4 -
İnsanları şehvete sürüklemek, rezilliği yaymak, tam
manasıyla bozuluncaya kadar gençliği ahlaki çöküntüye
uğratmak. Böylelikle fertler kendilerini yahudinin
ayağının altına atmaktan başka çıkar yol bulamayacaktır.
5 -
Yahudi dışında bütün insanlar özelliklede liderler,
tehdit, mal, kadın, makam, mevki bunun gibi unsurlarla
ulaşılmak istenen amaçta kullanılırlar. Böylece lidere
bağlı toplum fertlerini de kendilerine boyun eğdirmeleri
ve köleleştirmeleri kolaylaşır. Bu sebeple özellikle bu
fertler yahudilerin ellerinde satranç taşları haline
döner.
6 -
Yeryüzünün rahatsız olması ve böylelikle bu
rahatsızlığın ortadan kaldırılması amacıyla yahudiden
yardım istenip onun hakimiyetine boyun eğilsin diye
sürekli ekonomik krizler meydana getirilmesi gerekir.
7 -
Bütün basın organları, gazeteler, okullar,
üniversiteler, tiyatrolar, sinema şirketleri, bilimsel
araştırma ve toplantılar, borsalar, açık arttırma ve
halkın katında önemli diğer bütün fonksiyonel birimlerin
hepsinin yahudi hakimiyeti altında olması gerekir. |
| |
|
İşte bu saydığımız
maddeleri pratiğe aktarabilmemiz için, insanları fesada
uğratmak, vicdanlarına hükmetmek, yeryüzünde mutlak
hakimiyeti sağlamak için stoklanan altın servetini
kullanmak gerekir. |
|
Protokoller Nasıl Ele Geçirildi |
| |
|
Fransız bir bayan
(Etkin bir hahamın metresiydi ve Rusya hesabına casusluk
yapıyordu.)
bu konferanslar esnasında Fransa’da bulunan masonların
gizli yerlerinden bazı belgeleri alarak onları kaçırmayı
becerdi ve onları çarlık zamanında doğu Rus halkı
meclisi büyüklerinden Alex Nikolas Nifteş’e ulaştırdı.
Bu adı geçen şahıs protokollerde yer alan yeryüzüne
karşı özelliklede kendi ülkesi Rusya’ya karşı
yahudilerin kötü emellerini ve bu protokollerin
tehlikeli olduğunu anlayınca, bu belgelerden istifade
etmek ve bir müddet sonra da neşretmek için kendi
elinden daha güvenilir bir yere koydu.
Sonra Rus bilginlerinden o
zamanki siyasi hadiselerle iç içe olan yeterli dakik
ilme sahip bulunan arkadaşı Nilos’a verdi.
Sergyei Nilos da
bunların oldukça tehlikeli tarihi bir belge olduğunu
anladı ve daha önce seneler boyunca tahakkuk eden önemli
siyasi olayların protokollerde takdir olunduğu gibi vuku
bulduğunu görünce kendi ülkesi Rusya’da ileride olması
muhtemel olan olayları bu protokollerdeki ipuçlarıyla
tahmin etti. |
| |
|
Tahmin ettiği olayların
bazıları şunlardı: |
|
- Rusya’da çarlığı
yıkıp yerine komünizmi yaymak ve orada gaddar, kanlı
diktatörce ve zorba bir yönetim sistemi yerleştirip
uygulamak ve de orayı hile ve tuzakların yuvası haline
getirmek.
- Yahudi devleti
kurulmadan önce yahudiler tarafından Osmanlı hilafetinin
kaldırılması ve yahudilerin Filistin’e tekrar dönerek
İsrail devletini kurması.
- Avrupa’da krallığın
ortadan kaldırılması, galip olanın mağlup olanla
birlikte kaybettiği ve ganimetlerini yahudilerden
başkasının elde edemediği dünya savaşına neden olmak. |
| |
|
Bunlardan başka
yeryüzünde fitneyi yaymak, mili ekonomik buhranlar,
stokladıkları altına dayalı bir ekonomik yapılanma ve
gözlerimizle bugün gerçekleştiğini gördüğümüz diğer
başka planlar.
Rusya’da Yahudi
potansiyeli ve etkinliği Amerika’daki yahudilerin
potansiyeli ve etkinliği gibi hatta daha fazladır.
Yahudiler, dünya çapında bu iki süper gücü birbirlerine
düşürmek ve onları savaşa sokmak istemektedirler. Bazı
devletleri ise sırf kendi menfaatleri için savaştan
uzak tutup, onları harbe karşı tarafsız ilan etmek yine
yahudilerin başının altından çıkmıştır. Kendisinin
savaşa soktuğu devletler bu çetin, kızgın savaş boyunca
yavaş yavaş zayıfladıkça, yahudilerde Hz. Davud
aleyhisselam’ın neslinden olan bir kralın tacı altında
bütün yeryüzünde hakimiyet kurma arzusu daha da
artmaktadır. |
|
Protokollerin Yayılmasının Yahudilerde Meydana Getirdiği
Dehşet |
| |
|
1901 senesinde
NİLOS’un eline geçen kitap Rusya’da ilk kez 1902 yılında
birkaç nüsha halinde basıldı. Böylelikle yahudilerin
insanlık üzerine tasarladıkları korkunç emel ve
niyetleri gün ışığı gibi ortaya çıktı. Korku, heyecan ve
dehşetten şaşkına dönen yahudiler yeryüzünün kendi şer
planlarını öğrenmeye başladıklarını gördüler. Böylelikle
Rusya’da yahudilere karşıt hareketler yaygınlaştı. Hatta
bir keresinde yahudilerden on bin kişiyi öldürdüler.
Yahudiler bu durum karşısında paniğe kapıldılar.
Bunun üzerine
siyonizmin babası kötü ve iğrenç ruhlu liderleri
Thedor Hertzel
harekete geçti ve bu skandal karşısında bağırıp
çağırmaya ve yırtınmaya başladı. Akabinde ise
"Kudüs Akdas"
yerinden yahudilere ait bazı gizli vesikaların
yayılmasının kendilerine zarar getireceğini ifade eden
bir demeçte bulundu. Bu demecini sadece yahudiler
arasında yayarak bu konu üzerinde kendilerinin
ehemmiyetle durmaları gerektiğini vurguladı. Bunun
akabinde yahudiler bu protokollerin kendilerine ait
olmadığını sadece kendilerine atılmış bir iftira
olduğunu belirtmelerine rağmen dünya halkı onların bu
iddialarına inanmadı.
Zaten yeryüzünde vuku
bulan olayların yalnız yahudi çıkarlarına tesadüfen ve
her zaman için uygun düşmesi mümkün değildir. Şayet bu
uygunluk her zaman için yahudi lehine gelişim gösterip
yahudi dışında kalanların ise aleyhlerine gelişim
gösteriyorsa bunun rastlantı olması mümkün değil,
bilakis amaçlı ve belli bir program dahilinde cereyan
eden olaylar zinciri şeklinde düşünülmesi gereken bir
gerçektir.
İşte bu bütün önemli
dünya olaylarında yahudi parmağının varlığını gösteren
yeterli bir kanıttır. Bunda şüphe ve inkarı gerektirecek
bir sebep yoktur. Yahudilerin kendilerini savunmak için
ortaya attıkları iddialardan insanlar yüz çevirdiler ve
bu protokollerin yahudilerin kendilerinin yapmış
olduğuna tam ve kesin olarak inandılar. Bu protokoller
bir yandan yayılırken, bir yandan da çeşitli Rus dil ve
lehçelerine tercümesi yapıldı. Bundan sonra Rusya’nın
her yanında yahudilere işkenceler baskılar yaygınlaştı.
Bunun üzerine
yahudiler haklarında yazılmış ve sürekli bir şekilde
yayılmakta olan kitapların fazla yayılmasını önlemek
için ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Meseleyi en
kısa yoldan kapatmaya çalıştılar. Bu yüzden piyasadaki
fiyatı ne olursa olsun nüshaları satın almaya
başladılar. Fakat piyasadan bütün nüshaları çekmekte
başarısız kaldılar. Son çözüm çaresi olarak Rusya’ya
diplomatik baskı yapma yoluna gittiler. Böylelikle de
aleni olarak kitabın neşrini durdurmak ve kendilerine
karşı yapılan baskı ve işkenceleri yok etmek için
Avrupa’nın değişik bölgelerindeki özellikle
İngiltere’deki liderlerden, değişik otoriter güçlerden
yardım istediler ve bu amaç uğrunda bir takım
tehditleri, kadını ve altını araç olarak kullandılar. Ve
uzun süren çabalar amaçlarına ulaştılar.
Fakat Nilos
yahudilerin baskısı yapılan kitaplara neler, yaptığını,
o kitapları bir an önce piyasadan çekmek için nasıl
çalıştıklarını ve olayı kapatmak için ne denli
uğraştıklarını ifade eden önsözüyle beraber yahudiler
hakkındaki bu protokolleri içeren kitabı 1905 yılında
tekrar neşretti. Bu baskı gizli yollarla ve her nedense
olağanüstü bir hızla tükendi. Çünkü yahudiler bütün
alçak ve hileli yolları kullanarak kitabın nüshalarını
piyasadan çektiler ve sonra yaktılar. Kitap, 1911
senesinde tekrar basıldı ve ilk baskıda olduğu gibi yine
hızlıca tükendi.
Kitap 1917 yılında
tekrar basıldığında başa geçen yeni komünist Rus hakim
kitabın son baskısına el koydu. Bu el koyma hadisesi her
nedense Çarlık Rusyasında olmuyor da 1917 Rus-Bolşevik
devriminin hemen akabinde gerçekleşiyor. İşte bu,
Rusya’daki komünist devriminin mimarlarının kimler
olduğunu bize apaçık bir şekilde açıklayan bir kanıttır.
İhtilalden sonra
Rusya’da protokoller hala kayıptır. Kitabın 1905
baskısından bir nüshası Londra’daki Britanya müzesine
ulaştırılmış orada mühürlenmiş ve 1917 Rus Bolşevik
inkılabı oluncaya dek bu nüsha öylesine bırakılmıştı. Bu
sıralarda Rusya’da gerçekleşen inkılabın detaylarıyla
ilgili haberleri yayıp, gazeteye aktarmayı Morning Post
gazetesi muhabirlerinden Victor Marsden üstlendi. Bu
muhabir Rusya’ya gitmeden önce ziyaret ettiği Britanya
müzesinde içinde protokollere ait olan nüshayı okudu.
Sonra bu nüshanın nedenli tehlikeli olduğunu ve
yahudiler için açıklanması halinde oldukça zararlı
olabilecek bir belge niteliğinde olduğunu anladı.
Kitabın yazarı olan
Nilos’un protokollerden edindiği bir takım ipuçlarından
Rus ihtilalinden on iki sene öncesinden Rusya’da
böylesine bir ihtilalin gerçekleşeceğini tahmin etmesi
ve bunu kitabında aktarması İngiliz gazete muhabirinin
dikkatini çekti. Bu yüzden kitabın ilginçliği ve
gerçekçi oluşundan dolayı İngilizce’ye tercüme etmeye
karar verdi ve onun bir an önce neşredilmesi için
kolları sıvadı. İngilizce’ye tercüme edilen bu kitap
birbiri ardı sıra defalarca basıldı.
Beşinci ve son
baskı 1921 yılında yapıldı. Bu tarihten sonra ne
İngiltere’de ve ne de Amerika’da hiçbir yayımcı bir daha
kitabın basımına cesaret edemedi.
1919 senesinde kitap
Almanca ya tercüme edildi ve Berlin’de yayınlandı. Sonra
bir çok nüshası toplatıldıktan sonra basımı durduruldu.
Bu olay Almanya’da mevcut yahudi potansiyelinin ne kadar
etkin olduğunun açık bir delilidir.
Yahudilerin,
protokoller gerçeğini dünya halkının gözlerinden uzak
tutmadaki olağanüstü gayret ve çabalarına rağmen,
kitabın savaştan sonra Fransa, İtalya, Polonya, Amerika,
gibi ülkelerde yerel dillere olan tercümeleri yayıldı.
Ancak her nedense buralardaki nüshalarda ansızın ve
şaşırtıcı bir şekilde piyasadan hızla kaybolmaktaydı.
|
|
Protokoller Hikayesinin Devamı |
| |
|
Britanya’da yayınlanan
protokollerin halkın üzerinde ve değişik yönlerde
meydana getirdiği etkiler sona ermedi ve gazeteler bu
protokoller hakkında yazmaya başladı. Yahudiler bu
durumlar karşısında tavırlarını takındılar ve İngiltere
avam kamarasındaki temsilcilerden bu kitabın neşrinin
bir an önce durdurulmasını ve tamamen neşrinin
yasaklanması noktasında yardım istediler. Hatta bu
amaçla İngiltere içişleri bakanının bu olayla
ilgilenmesi için amansız bir uğraş verdiler ama içişleri
bakanı bu yardım etme işinden kaçındı. Bakanın bu işten
kaçınmasının sebebi ise bu kitabı yasaklama yetkisinin
bizzat kendi görevine dahil bir iş olmadığı şeklindeydi.
Fakat bakan, şayet kendileri için uydurulmuş, düzülmüş
bir iftira bu bahsedilen kitap da mevcutsa, bu konu
hakkında mahkemelere başvurabileceklerine dair bir
açıklamada bulundu. Ancak bu açıklama, daha doğrusu
bakanın kendileri için yardım şeklinde değerlendirdiği
bu teklifi yahudiler için uydurulmuş olan bu protokoller
hakkında mahkemeye başvuracak olsalar o zaman mahkemenin
protokollerin kendilerine ait olduğunu ve yalan, hile ve
tuzaklarını ortaya çıkartıp bütün insanlara yayacağını
sezince mahkemeye başvurmaktan kaçındılar.
Bu şekilde
başarısızlığa uğratılınca yahudiler eski usullerine
döndüler ve kitabın nüshalarını satın alıp bir an önce
uzaklaştırmaya çalıştılar. Kendilerine yapılan bu
protokollerden ötürü yaygınlaşan zıd hareketlere
karşı kendilerini koruyabilmek ve faaliyetlerini daha
rahat sürdürebilmek için teklif ettikleri mal, makam,
kadın ve diğer etkenlerle yazarları kendi taraflarına
çektiler ve onları kendi lehlerine uygun olarak yazmaya
teşvik ettiler.
Fransa’da kitabın
yakında çıkacağına dair haber aldıklarında aynı taktiği
uygulayarak Fransız hükümetine kitabın neşrinin
durdurulması için baskı yaptılar. Fakat Fransa’da
İngiltere içişleri bakanının onları mahkemeye
başvurmalarını önerdiği gibi mahkemeye
başvurabileceklerini söyleyince foyalarının ortaya
çıkmaması için mahkemeye güya haklarını aramak için
başvuramadılar. Bu mahkemeler yahudilerin protokol
gerçeğini apaçık ortaya koyabilecek bir yerdi. Zaten
yahudiler bu tutumdan ısrarla kaçmaktaydılar.
Bu kitabın tercümesi
ve yayılması hususunda ya da herhangi bir vesileyle
yardımda bulunan hiçbir kimse yoktur ki onun hayatı
suikast sonucu veya esrarengiz bir şekilde sona ermesin.
İşte yahudilerin düzenlediği bu suikast ve şüpheli
ölümler insanların o kitabın basımını ve tercümesini
yapmasına mani oldu.
İnşallah şimdi size
günümüz dünyasında protokol maddelerinin içeriğiyle
uygulaması arasındaki ilişkiyi görebilmemiz için bazı
protokol maddelerini sunacağız. |
|
Protokollerin İçeriği ve Pratikte Uygulaması |
| |
|
Din ve
Akide Sahasında |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Allah fikrini,
yahudilerden başkalarının zihinlerinden silmemiz,
bunların yerine de matematiksel teoriler veya maddiyat
düşüncesini koymamız gerekmektedir. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Bütün yeryüzünde bugün
filanın devrimi, yok filanca hükümdar, yok filanın
nizamı gibi sözlerden başkasını işitemez olduk.
Yahudiler günümüz insanını yiyecek, içecek, sıhhat,
afiyet, dünya mutluluğu gibi esas meselelerin yanında
tali kalan basit meselelerle meşgul ettiler. Bütün bu
basit konuları ve yahudi düsturlarını, ilkelerine her
sabah okul marşı, ordu marşı veya devletle ilgili
yayımlanan birtakım bildirilerle, metinlerde
tekrarlandığına bizzat şahit olmaktayız.
Her şeyi düzene koyan,
hesapsız rızıklandıran, yegane yaratıcı ve nimetleriyle
insanları terbiye eden ve yalnız ve yalnız kendisinin
hükmüne tabi olunması gereken Allah’ın zikri, ismi
anılmaz oldu.
Oysaki mevcut düzenin
hükümdarının ismini, makamını yüceltmek ve onun adına
savunuculuk yapmak (kralcı tellallığı) vatandaşların tek
uğraşısı haline geldi. Allah’ın rahmet ettiğinin
dışındaki nefislerde akaidin, dinin, İslam’ın yerini
hükümdar ve parti aldı ve böylelikle şirk iyiden iyiye
yaygınlaştı. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Biz din adamlarının
namını, itibarını düşürmek
noktasında son derece özen göstermeliyiz. Bu şekilde
davet ettikleri dini kötülemiş oluruz.
("Din
adamları" hristiyanların alimlerine verdikleri bir
lakaptır. Ancak İslam dininde herkes bir din adamıdır ve
dinin koruyucusudur. İslam da bir öğreten bir de öğrenen
vardı. Hıristiyanlarda olduğu gibi bir sınıf farkı
yoktur.) |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Kişilerde İslam
dininin ve akidesinin kök salmasını engellemekte
başarılı oldular.
Yahudi yardakçı ve
dalkavukları müslüman olan şeyhleri, vaiz-hatiplerini ve
alimlerini gericiler, fikir ve düşüncelerini ise
kapkaranlık olarak değerlendirdiler. Bu çirkin
amellerini alayla, hilekarlıkla yerine getirdiler.
İnsanları ne olduğu
belli olmayan müzikle, şöhret kapılarına tırmanma
yolunun sinema artistliğinden, tiyatroculuktan geçtiği
düşüncesi ve bunlar gibi öylesine şeylerle oyaladılar ki
artık insanlar başlarındaki hükümdarların hayatını
Rasulullah’ın hayatından daha iyi bilir hale geldiler.
Bu çalışmalarıyla
yalana dayalı propagandalarıyla, sahte ve süslü
reklamlarıyla imanı zayıf olanları İslam’dan
uzaklaştırmaya ve onları yeryüzünde fitne ve
bozgunculuğun kök salmasında bir araç olarak
kullandılar.
Bu konuda günümüz
dünyasında yahudilerin muazzam bir başarısı söz
konusudur. |
|
Siyaset
Alanında |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Şayet herhangi bir
kimse idareci olmaya talip veya idareye hakim olmak
istiyorsa isteğine kavuşabilmesi için muhakkak bu şahsın
hileye ve yalana başvurması gerekmektedir.
|
|
Pratikte Uygulaması |
|
İşte bu anlayış
halklarını hiçe sayan, hakir gören ve onları sevimli boş
vaatlerle kandıran hükümdarların katında bir temel
taştır, adeta.
Şayet halk, onlardan
kendilerine vaadettikleri sözleri yerine getirmelerini
isterse, hükümdar ya onları hapse tıkar veya sürgün eder
ve yahut da en sonuncu ve kesin çözüm olan idama
sürükler.
Oysaki hükümdarın
halkına yerine getirmek üzere verdiği sözler kağıtta
yazıldığı mürekkebinden daha öteye bir uygulama sahası
bulmaz. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Rüşvetten, hıyanetten
ve yalandan vazgeçmememiz gerekir. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Yeryüzünde artık
rüşvet ve hıyanet at başı farkla gitmektedir. Gerek
muamelet de olsun gerekse diğer cari konularda olsun
rüşvet yaygınlaşmış bir durumdadır. Bundan dolayı da
insanlar birbirine düşmüş ve aralarında kindarlık
duyguları peydahlanmıştır. |
| |
|
Yahudi Protokol de Şöyle
Demektedir: |
|
Yahudiler ideal
hükümeti şu şekilde tarif etmektedirler. Yalnızca tek
bir şahsın bünyesinde odaklaşan, tek yönetim tarzlı ve
kararların tek merciden alındığı bir devlet. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Günümüzde devletler ya
diktatör ya zorba hükümet yada tek bir yöneticinin
emriyle istediği şekilde, nefsinden kaynaklanan
hükümlerle yönetilmek durumundadır. Bu şekilde ki devlet
yönetimi tarzında halkın kendi sorunlarına cevap
arayabileceği bir meclis oluşturulsa da bu düzmece,
göstermelik meclisin, bazı olaylarını gizlemek ve dünya
kamuoyuna şirin görünmek ve de halkın gözünü boyamaktan
başka bir özelliği yoktur. |
| |
|
Yahudi Protokol de Şöyle
Demektedir: |
|
Avrupa ve diğer kara
parçalarında terörizmi ve anarşiyi yaymamız
gerekmektedir. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Dünya neredeyse günlük
devrimler, ihtilaller ve karışıklarla karşı karşıyadır.
Her nedense bu günlük ihtilallerin çoğunluğu özellikle
kendisine müslüman! denen ülkelerde tahakkuk etmektedir.
Öyle ki buralarda kominizim, kapitalizm, demokrasi,
liberalizm, laiklik, milliyetçilik, sosyalizm v.b. Gibi
beşeri sistemlerin oldukça sık konuşulduğuna ve bunlara
dayalı bir sistemle halkı idare etmenin çabası
içerisinde olunduğunu görebilmek mümkündür. |
| |
|
Yahudi Protokolde Şöyle
Demektedir: |
|
Biz toplumun arasından
idare edilmeye ve boyun eğmeye meyilli, hüküm koyma
noktasında deneyimi olmayanlardan zaptettiğimiz hükümeti
yöneten hakimler seçeceğiz ki bu şekilde bu tecrübesiz
hakimleri ellerimizle kukla gibi oynatalım ve
istediğimizi yaptıralım. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Ülkeye askeri bir
darbe sonucu gelen hükümdar makam koltuğuna oturur
oturmaz, gerçekleştirdikleri bu ihtilalden elde
ettiklerini korumak, vatandaşlarının güvenliğini
sağlamak ve kendi nizamlarının bir gereğidir diyerek her
türlü hareketi meşru görerek güya halkın istikbali için
sıkı yönetim ilan eder.
Yahudi’nin burada ki
asıl amacı kendilerine gerek korktuklarından gerekse de
maddiyattan dolayı bağımlı olan kişileri idareye
yerleştirerek onları hakim yapmak ve bu şekilde de hüküm
koyma yetkisini tamamen ele geçirmeye yöneliktir. |
| |
|
Yahudi Protokolde şöyle
demektedir: |
|
Baştaki hükümdara
ancak bizim direktiflerimizle, birçok manaya
yorumlanabilen, oynak kanunlar icad etmesi istenir.
Ancak o zaman bizim aleyhimize görünen kanunları kendi
lehimize çevirmek imkanı olur. Şayet kanunlar her zaman
bizim lehimize gelişme gösteriyorsa o zaman bu kanunları
iptal etmemize gerek yoktur. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Öncelikle
teröristlerden, çapulculardan ücretli memurlardan
seçilen bir gurup halkı epeyce zorlayacağa benzeyen
kanunlar yaparak insanları bu koydukları esaslar
dahilinde hareket etmelerini şart koştular. Ülkede çok
şiddetli sıkı yönetim ilan ettiler. Daha sonra zamanın
geçmesiyle bu kanunları istedikleri doğrultuda lehlerine
çevirdiler. Halkın istediğini, yaşama hakkını ve en
önemlisi de insanlık hiç umursamadan kafalarına
estiğince yaptılar. |
|
Teşkilat ve Plan Sahasında |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Yeryüzünün her
tarafında, yegane hakimiyetimizi sağlayacağımız vakte
ulaşıncaya dek kendimizi her yönden yetiştireceğiz ve
mason localarını elimizden geldiğince arttıracağız. Bu
localar, insanları bizim elimize düşürecek birçok
tuzaklar ve çeşitli ağlarla dolu olacak. Bu localarda
insanlığı kumanda etmenin ince planlarını ve
düzenlemelerini yapacağız. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Yeryüzünde meşhur
şahsiyetlerinin çoğunluğunun mason olduğuna tanık
olmaktayız. Bu kişiler öncelikle kendisine müslüman (!)
denilen ülkelerde ve özelliklede Arap ülkelerinde
etkinliklerini hissettirir derecede kullanılmaktadır. |
|
İktisat Alanında |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Mücadele sahamızı
ekonomik alana doğru genişletmeli ve bu sahada elimizden
gelen her türlü çabayı sarf etmeliyiz. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Her yerde insanların
hoşuna giden ve bilhassa milli figürleri içeren
isimlerle faiz veren bankalar inşaa ettiler ve
dolayısıyla bütün devletleri kendi kapitalizminin
baskısı altına aldılar.
Dünya bankası iyice
araştırılınca bu hakikat daha iyi anlaşılır. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Bütünüyle bizim
stoğumuz ve kontrolümüz altında bulunan altını
kullanarak suni ekonomik krizler meydana getirelim. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Şimdi vuku bulan ve
daha sonra meydana gelmesi muhtemel bütün ekonomik
krizler birbirini takip etmekte ve bundan aslan payını
alan sadece yahudiler olmaktadır.
Günümüzde bazen dolar
değeri artar ya da iner, bazen de altının fiyatı iner ya
da artar.İnişli çıkışlı bir ekonomik sistemde
yahudilerin sağladığı gelir muazzam düzeydedir.
Bütün devletlerin
ekonomik sistemlerine aşağı yukarı yahudiler hakimdir. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Stokçuluğu geniş çapta
yaygınlaştırmalıyız |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Günümüz bankacılık ve
sigortacılık işleri hep bu altının güdümü altındadır.
Kendilerine müslümanım diyen zengin petrol şeyhlerinin
servetlerinin çoğu, Avrupa’daki yahudi bankalarına
yatırılmakta ve bu bankalar parayı değerlendirerek
kendilerine para yatıran bu petrol şeyhlerini ve genel
olarak insanlığı arkadan vurmak için İsrail’e bomba,
uçak, top, mühimmat, elbise ve gıda yardımı olarak
göndermektedir |
|
Eğitim
ve Öğretim Sahasında |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Yahudi olmayan
gençleri boyunduruğumuz altına alıp başlarını
döndürmeliyiz. Hatalı ve kusurlu olduğunu bilmemize
rağmen kendi koyduğumuz teori ve ilkeleri gençlere
öğreterek onları bozmalıyız. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Mevcut birçok
üniversiteler ve enstitülerdeki öğretim ve eğitim
yaptıracak olan hocalık makam ve mevkileri daha çok
İslam düşmanı olan kişilere teslim edildi. Yeni yetişen
genç nesli yıkıcı, psikolojik, felsefi, siyasi ,
toplumsal fikir ve teorilerle besleyerek, onları
karanlıklara doğru ilerleyen bir meçhul topluluğun
saflarına kattılar. Zira bu, yahudinin gerçekleşmesini
dört gözle beklediği İslam ümmetinin helak olması için
planlanarak, bilinerek atılan bir adımdır. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Biz insanlığın genel
düşüncesini zahiren ilerici ve özgürlükçü zannedilen
süslü parolaların her çeşidiyle yönlendirmeye
uğraşacağız. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Yahudinin
egemenliklerini ellerine geçirmek istedikleri her
devlette milli eğitim bakanlıkları, Darvin’in sapık,
düzmece, delilden yoksun bir takım teorilerine ya da
"Güneş sabittir,
yer ise dönmektedir"
şeklindeki Kuran
ayetleriyle çatışan varsayımlara veyahut da Allah’ın
yaratıcılığını ve mutlak hakimiyetini inkara götürücü
teorilere adeta kucak açtılar. Yahudiler kendilerinin
dahi sapık olduğunu bildiği bu hileli teorileriyle
özellikle Arap ülkelerinde olağanüstü bir başarı
sağladılar. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Ülkelerin eğitsel ve
bilimsel çalışmalarını, deneylerini ve kanun yapma
yetkisini biz üstlenmeliyiz. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Bütün üyeleri
Yahudilerden yada yetiştirdiği fertlerden olan UNESCO
vasıtasıyla devletlerin eğitim öğretim ve siyasetini
yönlendirmede büyük bir başarı elde etmişlerdir.
İlericilik parolası adı altında, bilimsel özgürlük
adıyla fitneyi, fesadı ve şirki toplum arasına soktular.
Toplumsal ve ahlaki çöküşe adeta kucak açtılar. Hayatın
birçok kesimimde ve kavramlarında müthiş bir bozulma
durumuyla milleti karşı karşıya bıraktılar.
Artık müslümanım diyen genç
bir kızın Avrupalı Yahudi modacılardan aldığı o seneki
modaya uygun kısa etekle, elinde kendine güya ilmi
öğreten kitabıyla bir yükseköğretim kurumuna gitmekte
olduğunu görmekteyiz.
(Yahudi More
Bercer 1962 yılında bastırdığı "Bugünkü Arap alemi
adlı" kitabında şöyle der:
"Üniversitede okuyan yada okumuş kendisine müslümanım
diyen kadın aslında toplumun dini öğretisinden en uzak
olan ferdidir. Bunlar toplumun bağlı olduğu dinden
uzaklaşmalarını sağlamada çok önemli bir etkendir.") |
|
Gazetecilik ve Basın Sahasında |
| |
|
Yahudi Protokolde Şöyle
Demektedir: |
|
Gazetecilik sektörünü
ele geçireceğiz. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Yahudiler,
gazeteciliğin, basın organların reklamcılığın
hakimiyetlerini ellerine geçirerek bunlar vasıtasıyla
bozuk fikirleri ve sahtekarlığı yaydılar. İnsanların
akıllarıyla adeta oynadılar, onu hiçe saydılar. Birtakım
çelişkili bilgilerle gerçeği gizledirler. Mesela bir
ülkede ki hükümdar, bir saat önce herhangi bir konuda
demeç veriyor, aradan bir saat geçince
"affedersiniz bir müddet
önce söylediğim asıl gerçek değil, asıl gerçek şu anda
söyleyeceklerimdir"
diyor. Bu gazetecilik
sektörünü ele geçirmeleriyle yahudiler istediklerini
gerçekleştirme de çok büyük bir imkana kavuşmuş oldular.
Artık müslüman geçinen
ülkelerde İngiltere Krallığı’nın veliahdı Prens Charles
ile Diana’nın haberi, onların evlilik törenleri, Prenses
Diana’nın hamile olması ve doğurması, yada doğan
çocuklarının doğum ağırlığı veyahut da Diana’nın hangi
saç modelini seçtiği, giydiği elbise hakkında ki
haberler çok önemli bir mesele haline getirilmiş,
gazetelerde boy boy süper manşetlerle yayınlanmıştır.
Zira yahudiler İslamın
yokluğundan doğan boşluğu zehir akıtan gazeteleriyle
doldurmaya çalıştılar. Fakat bununla da yetinmediler.
Bilakis cadde ve sokaklara ahlaksız, çırılçıplak kadın
resimleriyle dolu afişlerle donattılar. Gazeteyle
beraber ücretsiz dağıttıkları gazete ekleriyle fuhşu
körüklediler. |
| |
|
Yahudi Protokolde Şöyle
Demektedir: |
|
Edebiyat (sözlü
anlatım) ve gazetecilik iki büyük eğitim-öğretim
potansiyelidir. Bu iki sektör ülkelerin eğitim ve
öğretim çalışmalarını yönlendirebilecek içeriğe
sahiptir. Bizim hükümetimiz yeryüzündeki bütün dergi ve
gazetelere sahip olacaktır. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Yahudiler bütün
yeryüzünde yayım ve basım tirajı oldukça yüksek olan
gazete ve dergilere sahip oldular. Bu gazete ve
dergileri, değişik fikirlerde yorum yapan ve
haberleriyle birbirlerine zıt ve çelişkili olan bir
haber aracı haline getirdiler. Bazı gazeteler Sovyetler
Birliğini överken, bazıları ise A.B.D’yi över. Bazısı
Arapları methederken bazıları ise onları kötüleyip
aşağılamaktadır. İşte bu bütün suni görüntüler, yazıp
çizmeler yahudilerin uluslar arası etkinliklerini örtmek
için uydurdukları boş laflardan başka bir şey değildir. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Baştaki hükümeti yada
partileri destekleyen belli bir tarafın savunuculuğunu
yapan gazeteler vatandaşları yönlendirmede büyük bir
kuvvettir. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Şurası herkes
tarafından şahit olunan bir gerçektir ki gazeteciler
vasıtasıyla gazeteler insanların zihinlerini bozuk
teoriler, sapık ve bir o kadar da saptıran reklamlar ile
meşgul ettirerek, akıllarını apaçık doğru yolu görmekten
alıkoydular.
Eğer bu dediklerimizin
doğru olmadığına inanıyorsan yada söylediklerimizi
doğrulayacak gerçek bir kanıt istiyorsan
...gazetesi...gazetesi....dergisine bakabilirsin.
Dikkatli olarak olayları değerlendirdiğinde yahudinin bu
oyununu kolaylıkla anlayabileceksin. |
|
Genel
Kültür ve Sanat Alanında |
| |
|
Yahudiler protokolde
şöyle demektedir: |
|
Yahudiler olarak
bizler, kendi dışımızdaki insanları bizim onlar için
uyarladığımız tehlikeli işlerimizi anlamamaları için her
çeşit müzik, sinema, tiyatro, spor ve sanatsal
faaliyetlerle oyalamalıyız. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Adına sanat dedikleri
sapık ve aşağılık bu şeyler insanların akıllarını ve
ahlaklarını bozdu,içinde bu ümmet için fayda bulunan her
işten ve faydası olacak olan düşünceden uzaklaştırdı.
Yahudiler, fertleri
boş vakitlerini değerlendirmede eğlence,oyun ve sporla
ve özellikle de futbolla meşgul ettiler. Yaşadıkları
ülkelerde şarkıcılar ve fahişeler en büyük günahı
işlemeyi adeta üzerlerine aldılar. İşte bu aşağılık
insanlar fuhuşun ve ahlaksızlığın yayılmasında büyük
etken oldular.
Artık iman sarsıldı,
toplumlar kimlik arayışı içine girdiler.Ahlak çöküntüye
uğradı ve gençler sanatçı adı altındaki sapık ve deli
kişileri hayatlarının her kesiminde ve aşamasında taklit
etmeye, onlar gibi olmaya özendirdiler.
Gençler ormandaki
hayvanların cinsel birleşme öncesinde çıkardıkları
birbirlerini cinsi yönden tahrik edici nağmelere benzer
ne olduğu belirsiz, anlamsız disko müzik-pop müzik
tutkunu oldular.
İşte bütün bu
gerçekleşenler yahudilerin kendilerine göre tanımını
yaptıkları sanatın ve yine kendi amaçları doğrultusunda
yönlendirdikleri sporun elde ettiği başarının bir
neticesidir.
Artık başarı, nam,
servet ve şöhret sağlamak için sinema artisti olmak,
tiyatro oyuncusu olmak, etrafındaki içkili kadınların
pervane gibi döndüğü kumar masalarıda kağıt oynamak ya
da uyuşturucu pazarlamak veya bizzat müptelası olmak en
kısa yol olarak görülmektedir. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
Yahudi dışında
kalanlara düşünmeleri için vakit tanımamalıyız ve
onların doğru olan fikirlerini değiştirmeliyiz. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
Devletler,
vatandaşlarından kendi liderlerini övmelerini, onun
hayatını yaşam tarzı edinmelerini ve her şeyiyle
liderlerinin yolunda feda etmelerini istemiştir. Kendi
liderlerine karşı körü körüne itaat etmeleri, delil
sormaksızın her dediklerini kabul ederek uygulamaya
geçirmeleri halkı uyuşturmuş ve gerçekleri göremez
olmuşlardır. Yukarıda bahsettiğimiz lidere, ne yaparsa
yapsın gerek Kur’an ve sünnete çatsın ve gerekse de
insani değerleri bir kenara atsın baştakine körü körüne
itaat etmeyi basın organları ve süslü reklam
faaliyetleri ile halka öğretmiştir.
Şarkılar, televizyon,
spor sinema ,seks, içki, kumar işte bütün bunlar
insanları İslam ümmetinin asıl problemlerinden
uzaklaştırmak için tezgahlanmışlardır. |
| |
|
Yahudi protokolde şöyle
demektedir: |
|
İnsanlığın genel
düşünüşüne hükmetmek için onu şaşkın ve karasız
bırakmalıyız. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
İnsanlarda ki genel
şaşkınlığı çeşitli yönlerden görebilmemiz mümkün.
İnsanoğlu artık öyle bir anlayışın esiri olmuştur ki ,bu
anlayış tarzında güzeli çirkinden, aslanı tilkiden
ayıramaz olmuştur. Bu anlayış sebebiyle insanlar dostu
düşmandan, düşmanı dosttan ayıramaz hale gelmişlerdir.
Şaşkınlık iyiden iyiye her tarafıyla insanı
kuşatmıştır.İnsansal düşünce ve fikirlerini
yoğunlaştırma yeteneklerini kaybetmişlerdir. Zira bu
yahudinin arzuladığı, ulaşmak istediği hedefin ta
kendisidir |
|
Evlilik
İlişkilerinde ve Sosyal Bağlar Konusunda |
| |
|
Yahudiler protokolde
şöyle demektedir: |
|
Toplum arasında iğrenç
ve aşağılık bir ahlak anlayışını yayacağız ki bu bize
bütün ahlaki değerlerin yıkımında ve aile bağlarının
koparılmasında yardımcı olacaktır. |
|
Pratikte Uygulaması |
|
"Kadının özgürlüğüne
kavuşması"
parolası altında kadınları kandırarak sadece arzu ve
isteklerinin aleti durumuna soktular, kadınlığın
benliğini parçaladılar, kadınlığı bozdular ve onu
kapkaranlık bir yola soktular. Böylece kadını, kendisini
alçalmaktan koruyan ahlak, iffet, namus, şeref gibi kötü
yola düşmekten önleyici ve koruyucu vasıflardan
soyutlanır hale soktular. Tabii ki kandırılmış kadın bu
tuzak ve hilelerin boyutlarını kavrayamadı. Böylelikle
ahlaksızlık, doğum kontrol hapları, hippilik, moda, kısa
giyim yaygınlaştı. Yahudiler hala kendi menfaatlerine
uygun olarak koydukları düsturlar dahilinde kadınlar
arasında bu tahripkar tutumlarını devam ettirmektedir. |
| |
|
Talmud’da
şöyle geçmektedir: |
|
"Güzel kızlarımızı,
krallar, prensler, bakanlar ve büyük kimselerle
evlendirmeli ve erkek çocuklarımızı çeşitli dinlere
sokmalıyız. Böylelikle devlet ve hükümetlerde tek etkin
söz bizim olsun, dolayısıyla bu etkinliği onları
birbirlerine düşürmede kullanalım. Birbirleriyle
savaşmaları için aralarına korku salalım. Biz bütün bu
yaptıklarımızla büyük başarılar elde edeceğiz." |
| |
|
1869 yılında Prag
şehrinde din adamları Simon İbn-i Yahuda’nın kabri
başında düzenledikleri gizli toplantıda yahudi Haham
Reichorm şöyle dedi: (Bu haber
1.7.1880 tarihinde CONTEMPORAİN adlı dergide
yayınlandı.) |
|
"Krallar, imparatorlar
ve prensler günümüzde borç altında yaşamaktadırlar.
Bizim bu gerçekle hareket ederek meselenin bu yönünü
kullanmamız gerekir. Böylelikle ülkelerindeki maden
ocakları, fabrikalar , demir yolları ve diğer önemli
mallarını ipotek altına alarak bize olan borçlarını
arttıralım, böylelikle onlar üzerinizdeki etkinliğimizi
artıralım.
Duyuyoruz ki bazı
yahudi kardeşlerimiz hristiyanlık dinine girmiş. Bunun
bize ne zararı olabilir ki?
Kilise bizim için
tehlikeli bir düşmandır. Bu yüzden oralarda onları
mağlup etmek, fesadı yaymak, ayrılık tohumlarını ekmek
ve hristiyanlar arasında çatışmayı körüklemek için
zahiren hristiyan görünen yahudi kardeşlerimizden
istifade edelim. Onları kötüleyen kasıtlı yalanlarla,
din adamlarının saygınlığını azaltalım ve her yerde
halkın onlara kötü gözle bakmalarını sağlayalım.
Hristiyan kızla
evlilik yapması için genç kardeşlerimizi teşvik edelim.
Biz bu karışık
evlilikten bir şey kaybetmemiz bir yana bilakis çok
kazançlı çıkacağız. Hristiyanların bütün devlet
dairelerine nüfuz edebilmek ve oraları yönetme
kapılarını bize açacak anahtarları elde edebilmek için
hristiyan aileleriyle dini olmayan resmi evlilikleri
destekleyelim.
Medeni devletin
yetkisi ve kontrolü altında yapılan resmi nikahı
desteklerken, kilise ve camilerde yapılan resmi olmayan
dini nikaha karşı çıkalım.
Altın katımızda
birinci kuvvet, gazetecilik sektörü ikinci kuvvettir.
Fakat birincisi olmadan da ikincisi işlemez. Milli
servetimiz olan altın aracılığıyla halkın yaşamında
önemli rol oynayan gazetelere hükmetmemiz gerekir.
Rüşveti kabul ederek bizim faydamıza çalışacak olanlara
servetimizi dağıtalım. Ta ki gazetecilik tamamıyla
elimize geçsin. Gazete sektörünü elimize geçirdiğimiz
vakit, aile hayatının, ahlakın, din ve faziletlerinin
yok edilmesi için daha rahat çalışma imkanı edinmiş
oluruz.
Bizim halkımız dinle
kuşanmış, inanan muhafazakar bir halktır. Fakat
dışımızda kalan topluluklarda böyle bir şeyin varlığı
bizim için iyi olmaz. O yüzden bu topluluklarda
ahlaksızlığı desteklememiz, fitne ve fesat tohumlarını
yeşertmemiz, halkın temel dayanaklarından en önemli
olarak itibar edilen birbirleri arasındaki sağlam
bağları koparmamız gerekir. Böylelikle mutlak
egemenliğimizi sağlamak suretiyle istediğimiz şekilde
onları yönlendirebiliriz.
Burada bulunan yahudi
kardeşlerim, size son tavsiyem şudur: Bütün yahudiler
çocuklarına yahudileri, dalları, zenginlik, kuvvet ,
mutluluk , saadet ürünleri taşıyan bol ürünlü toprağa
iyice kök salmış ulu bir ağaç gibi yapacak bu temel ilke
ve öğretileri öğretsinler. |
| |
|
Yahudi haham Samuel
Morris "Siz Yahudi
değilsiniz"
adlı kitabında şöyle demektedir: |
|
"Biz yahudiler sonsuza
dek insanlığı yıkmak için uğraş vereceğiz. Her ne kadar
biz istediklerimize ulaşsak da bizim ihtiyaç ve
isteklerimizin asla ardı arkası kesilmeyecek. Yeryüzünü
tamamen kendimizin olmasını istediğimiz için devamlı
fitne ve fesadı yayacağız.
İşte buraya kadar
anlattığımız hahamların sözleri ve Talmud ve
protokollerin içerdiği yahudilerin dünyayı fesada boğmak
ve yıkmak için tasarladıkları plan ve tutanaklardır.
Bilmemiz gereken bir
şey daha kaldı ki, oda yahudilerin bu protokolleri ilk
kez sadece 1897 yılında İsviçre’nin Basel şehrinde
yapılan konferansta ortaya çıkarmadıkları gerçeğidir. Bu
konferansta ortaya konulan protokoller aslında 2000 sene
öncesinden kaynağı mevcut olan protokollerdir.
Bu konferansta yapılan
tek şey 20. yüzyıldaki bu protokolün maddelerini
uygulayacak olan yahudileri yol göstermek, mutlak
hakimiyeti sağlama çabasında onlara kılavuzluk etmek
için, 2000 yıl öncesinden bilinen bu protokol
maddelerini derli toplu hale sokacak bir 20. yüzyıl
protokol uyarlamasıydı. |
|
|
|
İnşallah biz kitabın
gelecek kısımlarında yahudilerin darbelerini, kanlı ve
vahşi olanlarını, savaşlarını ve neden oldukları
devrimleri gerek daha önce gerçekleşmiş, gerekse
protokolde gelecekte gerçekleştiğine dair ipuçları
bulunan olayları delilleriyle beraber sunacağız.
|
|
Yahudiler Savaş Tacirleri |
| |
|
Yeryüzünde vuku bulan
savaş, darbe ve devrimlerin hepsi neredeyse yahudilerin
imalidir. Onların bütün bunları yaparken delil aldıkları
ilk kaynak tahrif edilmiş Tevrat ve Talmud öğretileri ve
sonuncusu da protokollerdir. Yahudilerin rehberi olan bu
kılavuzlar memleketlerinin başkenti olan Orşelim-Kudüs
hakimiyetinden sonra dünya hakimiyetine ulaştırabilecek
yolları kullanarak yahudi haricinde kalanları ortadan
kaldırmaya teşvik eder.
Kendisi dışındakilerin
kanını dökmeye ve ortadan kaldırmaya başvurmadan önce
yahudiler ilk önce onların parçalanıp yıkılarak yok
olmasında temel vazifelerini kolaylaştıracak ruhsal,
kültürel ve maddi planda bir hegemonyaya sahip olmak
arzusundadırlar. Maddi yönden yahudiler mala ve altına
sahip olmaları hasebiyle bankalara, Avrupa ve Amerika
ülkelerinin ekonomisine tahakküm eden diğer mali
kuruluşlara söz geçirmekte oldukça başarılı oldular.Yine
altın ve parayla, sonuçları sadece kendilerinin yararına
olan savaşlara ülkesini sokmada başlıca rol
oynayabilecek kapasitede dünyaca meşhur büyük
şahsiyetleri de ele geçirdiler.
Yahudilerin amaçlarına
ulaşmak için kullandıkları araçlar oldukça çeşitlilik
arz eder. Dünya çapında meşhur şahsiyetleri kandırarak
kendi saflarına katmak için değişik teknikler
kullanırlar.
İşte onlardan
sırasıyla bazıları:
1 -
Çokça mal vererek göz
boyamak.
2 -
Çeşitli makam ve mevki olanakları sunmak.
3 -
Dini yönlerden aldatmak.
Ve bunlarda başarı
sağlanamadığında tehdit yoluna başvururlar. Bu çoğu
kimseyi alçaltan ve hala da yahudilerin vicdanlarını
satın aldıkları ve uluslar arası yahudi temel ülküsüne
hizmette kendilerine boyun eğdirmeyi başarabildikleri
dünyanın önemli büyük şahsiyetlerini alçaltmaya devam
eden bir silahtır. Şayet bu şahsiyetleri kandırmada para
kar sağlamıyorsa, sayılamayacak kadar bolca verdikleri
birtakım bilimsel ödüller (Nobel ödülü)ve diğer fertleri
kendilerine çekici ödülleriyle gerek batı bloğundan
gerekse doğu bloğundan olan ilmi şahsiyetleri aldatarak
hedeflerine ulaşmada onları basamak taşı olarak
kullanırlar.
Yine yahudiler
yukarıda saydığımız metotlarla elde edemedikleri bazı
şahsiyetleri onlara birtakım sapık dini imajlar vererek
elde ederlerdi. Mesela kendilerini, vadedilmiş Filistin
topraklarını almak için Rableri tarafından
görevlendirilmiş, seçilmiş halk olarak göstermekteler.
Diğer büyük bir kısım siyasi
şahsiyetleri ise korkutma baskı veyahut suikast
tehditleriyle kazanmayı başarmışlardır.
(Bunun
tarihi örnekleri çoktur. 1948 yılında birleşmiş
milletler tarafından Araplarla yahudiler arasındaki
Filistin meselesini çözmesi için seçtiği Kont Bernardot
aynı senede yahudilerin suikast girişimi sonucu
öldürülmüştür. Yahudiler daha sonra yaptıkları
açıklamada "Kontu öldüren ancak tımarhane kaçkınıdır"
diyerek kendilerini bu işten sıyırdılar.
İşte bunun neticesinde
yahudiler savaş, fitne ve devrimlerin kıvılcımını
tutuşturmayı batı ve doğu bloğundaki fikir ve siyaset
adamlarını, bakanları, kral ve hükümdarları isteklerine
boyun eğdirmeye başarabilmişlerdir. |
|
Uluslararası Yahudi Hükümeti |
| |
|
Yahudiler kendilerini
siyonist hükümdarlar olarak adlandıran 300 şeytanın
etrafında yönetimine katıldığı bir hükümet kurmuşlardır.
Daima kendisini kral Süleyman ve Davut’un mirasçısı
konumunda bir kral olarak gören bir yahudi alim seçilir
ve bu seçilenin ismi ilan edilmez. Krallardan her biri
öldükçe ölenin yerine yeni yahudi alimlerinden biri
geçer. Sistem bu şekilde işler, durur.
|
| |
|
Milyoner yahudi Voltaire
Rathenau 25.12.1909 tarihli The Wiener Press isimli bir
Alman dergisinde şöyle bir beyanatta bulunmuştur: |
|
"Bu hükümette bütün
meslektaşların bir diğerini tanıdığı ve Avrupa’nın
geleceğine tahakküm edebilecek 300 kişi vardır. Onlardan
sonra gelecek kişiler de kendi çevresinde olan şahıslar
arasından seçilir." |
| |
|
Kısacası bu 300 yahudi
temsilci kendisinden hoşnutluk duymayan herhangi bir
devleti yok etmeyi sağlayıcı bir çok araçlara sahiptir.
Yahudilerin kendileri
ve gizli hükümetleri sanki tüm dünyayı tahrif etmek için
başı ve gövdesiyle onu sarmış, kuyruğu Filistin de
bulunan ve yeryüzü tamamen yıkılmadan ve Kudüs’ten
dünyaya hükmeden ve yeryüzü enkazı üzerinde
hakimiyetinden ötürü bağdaş kurarak oturan yahudi bir
kral taç giymedikçe başı ve kuyruğu birbirine
kavuşamayan zehirli bir yılan gibidir.
Yahudi gerçekten
yeryüzünün harab ve yıkımında çok önemli bir yol
oynamıştır.
Gayelerine ulaşmak için
uygulamak istedikleri ve bizzat yahudilerin plan ve
programları dahilinde kıvılcımlanan savaşların,
darbelerin ve
devrimlerin en önemlilerini anlatmamız gerekir |
|
Birincisi: Fransız Devriminde Yahudinin Rolü |
| |
|
Yeryüzünü aldatmak
için yahudi masonlarının icat ettiği kardeşlik,
eşitlik, hürriyet gibi sahte parolaları beraberinde
getiren Fransız devriminin arkasında muhakkak ki
yahudinin parmağı vardır. Bazı kuruluş ve
sektörlerin de itiraf ettiği gibi yahudilerin
Fransız devrimini düzenlediklerini belirtmemiz (bazı
gerçeklerin açığa çıkmasında ) yeterlidir.
İşte o
yahudilerden bazıları:
1722-1799
(Berlinli Daniel Etzç)
1750-1834
(Berlinli David Froyd Lander )
1730-1793
(Berlinli Hars Ser Fibyer)
1755-1808 (
Londralı Berjamin Gold Smat )
1757-1810
(Londralı İbrahim Gold Smat)
1768-1857
(Londralı Mouse mukata (meşhur İngiliz milyoner
Montafairenin amcası) |
| |
|
Fransa devrimi
birçok açıdan Talmud ve aslı bozulmuş Tevrat
öğretilerine ve yahudi planlarına benzemektedir.
İlk olarak o
andaki mevcut düzeni ortadan kaldırıp yerine
eşitlik, adalet hürriyet gibi sahte parolalarla yola
çıkılmasına rağmen devrim sonradan yahudi
terörizmine uygun olarak kendisinden başka bir
kitleye, nizama ve düzene karşı hale geldi. Tarih
yahudilerden başkasının böyle davrandığına şahit
olmamıştır.
Dikkat edilirse,
bu devrim Fransa’nın korunması için bizzat
Fransızların gerçekleştirdiği bir devrim değildir,
bilakis Fransa’da her şeyin mahvolması için ortaya
çıkan gizli bir kuvvetin arkasına sırtını vermiş
tarafların yaptıkları bir devrimdir. Tabi ki söz
konusu bu taraf devrimin daha önceden planını
hazırlayan yahudilerden başkası değildir. Onlar ilk
önce hükümdar ailesi ile halk arasında büyük bir
boşluk meydana getirdiler. Sonra kralı halkının
önünde müsrif, bencil ve zalim olarak gösterdiler.
Kralın kendilerine olan borçlarından dolayı
ülkesinin sırtına büyük bir yükün binmesine sebep
oldular. En sonunda bu gibi devrim durumlarında
kullanılmak üzere toplayıp biriktirdikleri mallarını
bu devrimi finanse etmek için saffettiler.
Bilindiği gibi
İsviçreli Yahudi
"Nicol"
ülkesini borçlarla boğan Fransa Kralı 16. Louis’in
maliye bakanıydı. Fakat sahip olduğu şahsi otorite
ve etkinlikle Kraliçe Maria Antoinette, yahudi mason
devrim planını uygulama yolunda bir engel teşkil
ediyordu. Bu yüzden planlarını uygulamasına izin
vermesi için birbiri peşi sıra onca uyarı gelmesine
rağmen Maria Antoinette onlara aldırış etmedi. (Bu
durum karşısında) yahudiler Fransız halkının açlığa
maruz bırakılmasına yönelik planlarını çizdiler.
Daha sonra kraliçenin çeyrek milyon değerinde
elmastan bir gerdanlık ısmarladığı şayiasını
yaydılar. Çeyrek milyon cuneyh o zaman için hele de
halk açlıktan kıvranırken gerçekten çok büyük
miktarı ifade etmekteydi.
(Tam bu esnada)
yahudi güdümlü gazeteler, aç halkın arasında bu
iftiranın yayılması için uydurdukları bu düzmece
haberi yaydılar. Ve böylece fitne körüklendi. (Halk
galeyana geldi ). Krallarının ölümünü isteyen
yürüyüşler yaptılar.
Bu fitnenin
yayılmasında başlıca rolleri üstlenenler
yahudileridir. Dilakus (krallık sarayının bir
yetkilisi, İspanya yahudisi), Manyol (aynı şekilde
genel halk komutanı bir İspanyol yahudisi), David
(genel güvenlik konseyine başkanlık eden bir yahudi
ressam).
Yahudiler Fransa
da on binlerce vatan çocuğunu linç ettikleri gibi
kocası 16. Louis’in sonradan idam edileceği yere
sürülmesinden sonra kraliçeyi de linç ettiler.
Bu devrimi
yapanlar, esirlerin ve mahpusların öldürülmesinde
kadın, çocuk ve hristiyan din adamlarının
boğazlanmasında, kiliselerin ve tapınakların
yıkılmasında, malların yağmalanmasında, mülklere el
konulmasında ilke kabul ettikleri Talmuti
öğretilerin gösterdiği şekilde hareket ettiler.
Bu tarihten sonra
yahudiler bu devrimi tarihe yamayıp onu insanlara
haklarını veren bir belge ve insanlığa hizmette
bulunana büyük bir tarihi uygulama olduğu şeklinde
göstermeye başladılar.
Aslında bu yahudilerin yalanlarına kanan milyonlarca
kişinin anlayamadığı bir şeydir.
Gerçek de bu devrim;
yeryüzünde
ki mutsuzluğun, halkı alçaltmanın ve devrimi
planlayıp finanse ederek uygulayan ve ondan büyük
kazançlar temin eden uluslar arası çapta ki
yahudiliğe boyun eğdirmenin sebeplerinden birisidir.
1789 yılında ki
büyük mason yahudilerinin devriminden beri Fransa
giderek iktisat, siyaset, bilimsel, kültürel ve
maddi olarak artık yahudinin boyunduruğuna doğru
ilerlemektedir. Böylelikle, Fransa yahudi devriminin
yerleştiği bütün yeryüzüne rezilliğin, fahişeliğin,
fücurun yayıldığı fesat kaynağı olmuştur.
Aynı şekilde
yahudiler Fransa’yı yıkıcı yahudi medeniyetini ve
Fransız yahudisinin sanatını ve tekniğini alıp
uygulandığı yer haline getirmişlerdir. Bunun için
Fransa’yı maceraperest, sahtekar ve zenginlerin
eğlence yerleri haline getirilmesini sağlamışlardır.
|
| |
|
Üçüncü
protokollerinde siyonist bir hakim yahudi
bireylerine şöyle sesleniyor:
"Büyük"
olarak
isimlendirdiğimiz Fransız devriminin önceden
hazırlanmış nizamnamesi bizim katımızda çok iyi
bilinmektedir. Çünkü onu biz kendi ellerimizle
yaptık. Bu zamandan sonra biz, milletleri bir hayal
kırıklığından öbürüne habire sürükleyeceğiz. |
|
İkincisi: 2. Dünya Savaşında Yahudinin Rolü |
| |
|
Hem birinci hem de
ikinci dünya savaşının çıkmasına yahudiler sebep
oldular.
Yahudiler birinci
dünya savaşında, İngilizleri Almanlara karşı
özellikle işgal altında ki Almanya’nın
bölüşülmesinden sonra çok büyük bir hayır getireceği
imajı verdirerek savaşa sürüklediler. İngiltere de
buna kandı 1914-1918 yılları arasında savaşa girdi.
Yahudi zenginleri,
milyonlarca İngiliz, Amerikan ve Fransızın kanları
üzerine kurulu korkunç derece de kazançlar elde
ettiler.
Yukarıda bu
anlattıklarımızı bizzat yahudilerin kendi
ağızlarında aktaralım. |
| |
|
Romanyalı yahudi
Marcos Rafac şöyle diyor:
"Bütün savaşlarınızın
arkasında biz yahudiler varız. Birinci dünya savaşı,
yeryüzünde (mutlak) hakimiyetimizi gerçekleştirmek
için çıkartılmıştır.
(Robert
Edward Edmandson. I Testify Oregon 1953 P. 238) |
| |
|
Yahudi Evskal Lifi
şöyle diyor:
"Komünizmin ve
kapitalizmin temelini atanlar bizim
yandaşlarımızdır. Bizim seçilmiş halk olduğumuzun
yeryüzünün tek ihlaslı insanlarını bizim olduğumuzun
ve Mesih’in bizden çıkacağından kıvanç duyduğumuzun
hikayesini uydurduk. Oysaki biz günümüzde bozguncu,
tahripkar ve yıkıcı bir topluluktan başka bir şey
değiliz. Sizi cenneti ve mutluluğa götüreceğinden
kıvanç duyduğumuzun hikayesini uydurduk. Oysaki biz
günümüzde bozguncu, tahripkar ve yıkıcı bir
topluluktan başka bir şey değiliz. Sizi cenneti ve
mutluluğa götüreceğimize söz vermiştik. Halbuki biz
sizi devamlı olarak cehenneme sürüklemekteyiz". |
| |
|
Henry Ford şöyle diyor:
"Ben, muhakkak
savaşları karşı karşıya gelen iki taraftan sadece
birisinin kazanacağından eminim. Bu kazanan tarafta
daima yahudilerdir. İlk önce, iki ülkeyi
birbirlerine karşı kışkırtıcı politikayla soğuk
savaşı başlatıyorlar ve sıcak savaştan önce de silah
ve mühimmat ticareti yapıp bundan iyiden iyiye
zengin oluyorlar. Bizzat savaş esnasında ise savaşan
iki tarafa verdikleri borçlarla zengin oluyorlar.
Savaştan sonra ise, ülkenin mevcut bütün servet
kaynaklarını elleri altına alıyorlar."
(Henry
Ford;
Amerikalı bir milyoner dünya ekonomisinde ki etkin
yahudi tehlikesini anladı ve "yahudiler yeryüzünün
karşılaştığı en büyük problem" adlı kitabını yazdı.) |
| |
|
15 Ocak 1929
tarihli La Vielle France dergisinde şöyle bir haber
geçti:
İşte burada bütün
halklara karşı yahudinin bir plan ve hilesi söz
konusudur. Yahudiler her zaman iki önemli silaha
sahiptirler. Birincisi mal, ikincisiyse
gerçekleştirdiği devrimler vasıtasıyla elde ettiği
servet.
Yahudiler, bütün
Avrupa’yı kapsayan bu kanlı savaşa İngiltere’yi
sokmakla yetinmeyip A.B.D’yi de bunun içine
sürüklediler ve Almanya’ya karşı olan bu savaşa A.B.D’yi
sokmakta hiçbir zorlukla karşılaşmadılar. Çünkü
öteden beri takınmış olduğu tavır ve Avrupa’daki
savaşın Amerika halkı
üzerindeki olabilecek muhtemel dezavantajlarını güya
uzaklaştırmak gibi sözleri ağzında geveleyen başkan
Wilson’un etrafı yahudi menfaatine uygun biçimde
devlet siyasetini yönlendiren yahudi müsteşarlarıyla
doluydu. Bunlardan bazıları şunlardır:
Bernard Baruh
(Başkanlık iktisadi müsteşarı)
Henry Morganto
(Başkanlık Mali Müşaviri )
Colonel Mendel
(Başkanlık Siyasi Müşaviri)
Volter Limen
(Uluslar arası Kanun Müşaviri)
Levis Bernardis
(Yüksek Mahkeme Azası ve Başkanlık Adli Müşaviri)
FelixFrank Forter
(Siyasi Müşavirlerin En büyüğü)
(Wilson
A.B.D ‘nin 28. cumhurbaşkanı. 1856’da
doğdu.Milletler cemiyetini kurdu.Allah’ın gazabına
uğrayarak felç oldu ve 1924'te öldü..Siyasi sözlük
s:1753)
Yahudiler sadece
A.B.D’yi savaşa sokmakla yetinmediler, üstelik
savaşın bitmesini tayin ettikleri vakitten önce
bitmesine ve bu esnada herhangi bir barışın
yapılmasına engel oldular. |
| |
|
Ünlü Fransız
tarihçi "Hanoto" şöyle dedi:
Fransa 1914
yılında (daha savaşın başlangıcındayken) barışa
hazır olmasına rağmen Morca şirketi Fransız
generallerini barış anlaşmasını ve ateşkesi
reddetmeye ikna etti. Çünkü onlar savaş esnasında
korkunç derecede kazanç elde etmişlerdi. Morcan
şirketi, ticari hayatları boyunca kazandıklarının
daha fazlasını sadece savaşın iki senesinde
kazanmışlardı. Aynı şekilde 1917-1918 tarihleri
arasında sadece iki senede çoğunluğu yahudi olmak
üzere 21 bin kişi bu savaştan ötürü milyoner
oldular.
Yahudiler aynı şekilde
Osmanlı’nın yenilgi almadan savaştan çıkmasına engel
olmakta başarılı oldular. Siyonist hareket
idaresinde Hertzler’in halefi olan Hayım Vayzmın
Osmanlının İngiltere ve
müttefiklerinin Osmanlıya karşı tam bir zafer elde
etmeden savaştan çıkarılmasına engel olduğunu itiraf
etti.
(Hayım
Vayzmın
Rus
asıllı siyonist lider. 1874’te Motell şehrinde
doğdu. Almanya’da kimya öğrenimini gördükten sonra
İsviçre’de hocalık ve daha sonra Britanya deniz
ürünleri fabrikaları müdürlüğünü yaptı. En son
olarak da siyonizmin sayılı temsilcileri arasında
yerini aldı. İsrail devleti kurulduktan sonra
başbakanlık yaptı. Ayrıca "yahudi tarihinde
yanlışlar ve doğrular" isimli kitabı mevcuttur.
1952’de ölmüştür.)
Durumu kısaca
şöyle özetleyebiliriz:
A.B.D’nin o
zamanki Türkiye büyük elçisi Morcanto, Osmanlı’nın
savaştan çıkarılması gerektiği konusunda Wilson’u
ikna ederek Osmanlıyla İngiltere müttefikleri
arasında (onlardan habersiz) bir barış anlaşması
imzalatmayı başardı. O zamanlar Amerika savaşın
dışındaydı.Wilson bu fikri benimseyerek Morcanto’yu
malla destekleyip onu bu projesinin uygulanması için
resmi bir heyetin başı olarak tarafsız ülke olan
İsviçre’ye gönderdi.
İngiliz ve
yahudiler bu tehlikeli barış projesini öğrenince,
çılgına döndüler ve her türlü imkanlarla ona karşı
koymaya, engel olmaya karar verdiler. Çünkü
hezimete uğramadan Osmanlı devletinin savaştan
çıkması "Hasta
Adam Osmanlı"
nın bölünmesinde
İngilizlere ve Filistin konusunda da yahudilere
zarar verebilirdi. İşte bu yüzden İngiltere hükümeti
Hayam Vayzman’ı İsviçre’ye ulaşmadan ve barış
projesinin son rötuşlarını yapmadan önce
Morcanto’yla görüşmesi için Cebeli Tarık’a gönderdi.
Vayzman, Morcantoy’la buluştu ve kısa görüştü. Bu
yahudi, meslektaşına siyonist yahudi emellerinin
Osmanlı’nın yenilgisine ve Arap ülkelerinin
parçalanmasındaki başarıya bağlı olduğunu ve Osmanlı
devleti yenilgiye uğrayıp İngilizler tam bir şekilde
yardım etmedikçe kendilerinin (yahudilerin) bir
vatanının kurulmasında hiçbir ümitlerinin
kalamayacağını anlattı ve Morcanto’yu projesinden
vazgeçirmeyi başardı. Morcanto bundan sonra İsviçre
yerine Portekiz’e giderek başkan Wilson’a verdiği
sözden caydı ve savaşın bitimine kadar orada kaldı.
Böylece A.B.D
yahudilerin tesiri altında I. Dünya savaşına girerek
Avrupa’daki müttefiklerine savaşa girişinde (7 Nisan
1917)bitimine kadar (11 Kasım 1918) tam 9.5 milyon
dolar nakit para olarak ve 22 milyar 625 milyon
dolar askeri silah ve mühimmat harcaması yaptı.
Savaşın bütün masrafları 208.000 milyon doları,
zararları ise 151.000 milyon doları aştı.
İnsanlara verdiği
zarar ise şöyledir:
6.295.512 tane
ağır yaralı
14.002.039 tane
hafif yaralı
5.983.600 savaş
esiri ve kayıp.
10.000.000
İspanya’dan gelen sıtma mikrobundan dolayı ölenler.
Toplam: 46.279.922 |
| |
|
Yeryüzü bu
savaştan milyonlarca can kaybetti ve çok masraflı
olan bu savaşta hiçbir şey kazanılmadı. Zarar ve
ziyansız kazanan sadece bir taraf vardı ki oda hiç
şüphesiz dünya yahudileridir.
Birinci Dünya
Savaşında Almanya’nın yenilgisinden sonra (yapılan)
barış konferansında Alman heyetinin çoğunluğunu
yahudiler teşkil ettiği gibi Almanya’da asıl söz
sahibi olanların çoğu yine onlar olmuştur. Almanya
maliye bakanı Schfer ve dışişleri bakanı Vehaz
yahudiydi. Rusya’nın bütün bakanları yahudiydi ve
Bavyera’nın hükümdarı yine yahudiydi. Macaristan’da
hükmü elinde tutan ve asıl ismi Kohen Bilakin olan
kişi yine yahudiydi.
Birinci Dünya Savaşından
sonra elde ettikleri sonuçlarla yetinmeyen yahudiler
ikinci bir savaşın çıkması için planlar yapmaya ve
eski adetleri üzere Almanya’ya karşı propaganda
yoluyla bir bir savaş girişiminde bulunmaya
başladılar. Sonra 1933 yılında Hitler’in başa
geçmesinden beri yahudilere düşman olarak gösterilen
Nazi ve Hitler’e karşı savaş ilan ettiler.
Yahudiler korkunç
derecede etkin mali potansiyellerinden ve Amerika ve
Avrupa’da bulunan gazetelere tam egemenliklerinden
dolayı "Nazi"
yi Amerika
ve Avrupa’yı tehdit eden yırtıcı, vahşi bir kuruluş
olarak göstermede başarılı oldular.
A.B.D Fransa ve
İngiltere hükümetleri üzerindeki tam nüfuzlarını
kullanarak başlangıçta Almanya’ya karşı ekonomik bir
savaş ilan edip askeri açıdan imha etmeye bir
hazırlık olması yönünde Almanya’yı boğma amacıyla
Batı Avrupa’nın ve A.B.D’nin onlara karşı ambargo
koymasını sağladılar. Hitler hükümetin başına geçer
geçmez yahudi gazeteler Hitler’e saldırmaya başladı
Aynı şekilde gazetelerinde II. Dünya savaşının kendi
çıkarlarını ve temel ilkelerini savunma açısından
biran önce ilan edilmesi gerektiğini vurguladılar.
Savaş kıvılcımını tutuşturmak için Almanya’yla
Polonya arasında Danzic boğazı
hakkında çıkan
anlaşmazlığı bahane ederek Polonya’yı müdafaa etme
kisvesi altında Almanya’ya karşı Fransız ve
İngilizleri savaşa girmelerinin gerekli olduğuna
ikna ettiler.
(Danzic
boğazı
Danzig limanının yanında yer alan bir körfezdir.
Versay anlaşmasından sonra Polonya’nın işgaline
uğradı ve bu sebepten ötürü II. Dünya savaşı çıktı.) |
| |
|
Yahudi uşağı
İngiliz bakanları savaşa girme sebeplerini şöyle
açıkladılar:
1 -
Biz Polonya’nın özgürlüğü için savaşıyoruz.
2 -
Biz barış için savaşıyoruz.
3 -
Güvenliğimizi tehlikeye düşürecek bir meydan
okumayla karşı karşıyayız.
4 -
Biz halkın kendi hayatını yaşama hakkını
savunuyoruz.
5 -
Biz devletler
arsında kanun ve nizamın yerine silahın
kullanılmasına karşı savaşıyoruz.
6 -
Biz, uluslararası anlaşma ve sözleşmelerin
bozulmasına karşı savaşıyoruz.
7 -
Biz, insanları eşit yaratan ilahi adalet uğrunda
savaşan atalarımız için savaşıyoruz.
İşte bunlar ve
yalanlar zincirinin halkalarıdır. |
| |
|
Muhakkak ki
İngiliz bakan, komutan ve gazetecileri uğrunda
savaştıklarını iddia ettikleri hiçbir şeyi
gerçekleştiremedi. İngilizlerin güvenliklerini
tehdit eden meydan okumaların (ardı arkası)
kesilmedi. Zayıf halka istediği hüküm çeşidini seçme
fırsatı verilmedi...
Silah kullanılması
son bulmadı. Sözleşme ve anlaşmalara bağlı
kalınmadı. Kısacası insan hakları uğrunda hiçbir şey
gerçekleştirilmedi.
Bütün bunlardan
sonra tek kazanan taraf yahudiler oldu.
1939 yılında
İngiltere’nin çeşitli bakanlıklarında görev
alanların çoğunluğu kendilerinden ve
yardakçılarından olunca yahudiler nasıl Hitler ve
Almanya’dan intikam almak için II. Dünya Savaşını
çıkartmakta başarılı olmasınlar ki?
Savaşı önleme perdesi
altında ancak 1938 yılına kadar savaşı geciktiren
İngiliz Başbakan Fınıfıl Cambırlain yahudi
tehditlerine boyun eğerek 1939 yılında savaşa ilan
etmek zorunda kaldı. Yahudiler onu istedikleri gibi
savaşı idare etmeye yetersiz bulduklarından onun
yerine büyük yardakçısı siyonist ruhlu büyük
masonluğun torunu bilhassa birçok Arap kralının
samimi dostu olan Winston Churchil’i
tayin ettiler.
(Winston
Churchil
İngiliz asıllı 1873’te doğdu. Sırasıyla içişleri
bakanlığı, harbiye bakanlığı ve uçak bakanlığı
yaptı. Sonra işgal altındaki topraklardan sorumlu
bakan oldu daha sonra maliye bakanı ve en sonunda
da başbakan oldu. I. Dünya savaşı hakkında 6 cilt,
II. Dünya savaşı hakkında da 6 cilt ve İngiliz
milletleri hakkında ise 4 ciltlik eseri vardır.)
Maliye bakanı olan
Sir John Siman yarı yahudiydi. Savunma bakanı olan
Hor Belisa ise tamamen yahudi kökenliydi. Sasonun
ortağı ve yüksek mahkeme yargıcı Sir Samuel de
yahudiydi. İngiltere Dış İşleri Bakanı Lord
Halifax’ın torunu yahudi Richard’ın kızıyla evliydi.
Savunma bakanı
vekili Bofıntıon Bakanlık müsteşarı Sir Salmon,
eğitim bakanı Clary Dı Lavar yahudiydi. Çalışma
bakanı Huwary Nist ise masondu.
Daha sonra
dışişleri bakanlığı makamına Lord Halıfax’ın yerine
Antony Aden geçti. Antony zengin yahudi dostlarının
ortağı ve yarı yahudiydi. Onun başkanlığında savunma
bakanlığına birçok yahudi iştirak etti. İşte onlar:
Lord Hankey, Lord
Wilton, Siral Şiba Ledinskır, Mr. Emly (Hindistan
bakanı) Dif Cooperve LordRedinge katıldılar.
Okyanusun batı
tarafında ise durum şu şekilde cereyan
ediyordu.Yahudiler tağuti hakimiyetlerini A.B.D’de
de sürdürdüler. Rooswelt hükümetini Almanya’yla
savaşa girmeye mecbur bıraktılar. Yahudiler A.B.D’yi
savaşa sokmakla bir zorlukla karşılaşmadılar..çünkü
başkan Rooswelt’in bizzat kendisi yahudiydi Bu
başkan vasıtasıyla A.B.D’de istedikleri gibi at
koşturuyorlardı.
1939-1945
tarihleri arasındaki II.Dünya Savaşı Başkan
Rooswelt’in yardım istediği önemli şahsiyetler
şunlardır:
Bernard Baruh:
Başkanın iktisat işleri konusunda danışmanı.
Henry Morganto:
Başkanın maliye işlerinde danışmanı, daha sonra ise
maliye bakanı oldu. 1000 milyon dolar servetinin
varlığı bilinmektedir.
Samuel Roseman:
Başkanın siyasi konulardaki danışmanı.
Volter Libman:
Başkanın hüküm koyma konusunda danışmanı.
Felix Frank Viktor:
Yüksek mahkeme üyesi ve beyaz sarayın en önemli
müsteşarlarından.
Hobert Fays:
Amerika dış işleri bakanlığında çok önemli görevi
vardı.
Merdeha Ezkiyal:
Amerika tarım işleri bakanlığında çok önemli görevi
vardı.
Nason Margold:
Amerika içişleri bakanlığında çok önemli görevi
vardı.
Eziddr Lubin:
Amerika çalışma bakanlığında önemli görevi vardı.
Norman Arnold ve
HowardNason: Genel naib danışmanıydılar.
Villiam Bolih:
Fransadaki A.B.D elçisi.
Lorenz Şetnaharat:
A.B.D’nin Peru sefiri. |
| |
|
A.B.D’nin yahudilerden
kaynaklanan zarar tablosu:
32 milyon dolar
savaşın maliyeti.
104 milyar dolar
müttefiklerine mühimmat yardımı.
A.B.D halkından
256.330 ölü, yüz binlerce yaralı ve kayıp.
Bu sadece A.B.D’nin
zararın bilançosudur.
II. Dünya Savaşında
genel hasar ise şöyledir:
32 milyon kişi
harp sahasında öldü.
20 milyon kişi ise
şehir üzerine yapılan uçak bombardımanıyla öldü.
26 milyon kişi
hapishanelerde ve toplama kamplarında öldü.
30 milyon kişi bir
uzvunu veya daha fazlasını kaybederek iş yapamaz
duruma düştüler.
15 milyon çocuk
ise babalarını, annelerini ve ailelerini kaybederek
yetim kaldılar.
Bunca kayıpların acı ve gözyaşlarının sebebi ise
A.B.D’de ki servetlerini artırmak isteyen aç gözlü
yahudiler olmuştur. |
|
Üçüncüsü: Komünist Devriminde Yahudinin Rolü |
| |
|
Amerika’da yaşayan
yahudi zenginleri Rusya’da yapılan devrim için
milyonlarca dolar katkıda bulundular. İşte o
yahudilerden bazıları:
Felix, Oto, Cirım,
Maks, Sıtif.
Devrimin ilk
günlerinde, yetkiyi ellerine geçiren yahudiler
çoluk, çocuk, kadın, ihtiyar demeden milyonlarca
insanı (vahşice )katlederek Rus halkından
intikamlarını aldılar. İlk siyasi kurul
düzenlendiğinde kuruldaki yahudilerin oranı
aşağıdaki gibidir.
Lenin, (Yahudi
yetiştirmesi ) Stalin (yahudiyle evli ) Troçki
(Yahudi ) Kameneff (Yahudi ) Soucheraff (yahudi )
Zinoureff (Yahudiydi ) |
|
Yahudilik İle Komünizm Arasındaki En Önemli Ortak
Yanlar |
| |
|
1 -
Modern komünizmin babası Karl Marx yahudiydi ve
haham çocuğuydu ve kitabı
"Kapitalizm"
ise komünistlerin tevratı gibidir.
2 -
Komünizm
insanlığın kanını emer, yahudilik ise kan emmede en
zirve noktadadır.
3 -
Komünistler her toplumda bulunan en iğrenç
azınlıktır. Aynı şekilde yahudilerde her toplulukta
en iğrenç azınlıktır.
4 -
Komünizm
kendi ülkesi dışında terörizme, darbelere,
devrimlere ve başkaldırmalara ön ayak olduğu gibi
yahudiler de bu alanlarda birde anarşide en büyük
ustalardır.
5 -
Komünizmin
otoriteyi ele geçirme yolu demokrasi, sosyalizm ve
boş vaatlerden ibarettir.Yahudilerinde otoriteyi ele
geçirmelerinin yolu demokrasi ve sosyalizm bahanesi
kullanmaktan geçer. Buna en sağlam delil onların şu
sözüdür. Masonluk ancak demokrasi ve sosyalizmin
gölgesi altında yaşayabilir.
6 -
Komünizm,
masonluğun bir ürünüdür. Masonluk ise yahudiliğin icat
ettiği şeydir.
7 -
Komünizm, terörizme, vahşete, katletmeye, zulme ve
linç etmeye dayanır. Yahudilik ise talmuti
öğretilerin aynısını uygulamaya dayanır. |
| |
|
Yahudi komünizm
devrimi sadece Rusya’yla sınırlı kalmayıp diğer
Avrupa bölgelerine dek uzadı ve her devrimin başını
yahudiler çekti.
Macaristan’da
yahudi Bilakohem komutasında komünizm devrimi
gerçekleşti. Romanya’da yahudi Anaboker yönetiminde
komünizm devrimi gerçekleşti. Aynı şekilde Polonya
ve Çekoslovakya’da yahudiler sayesinde komünizm
devrimleri gerçekleştirildi.
İkinci Dünya
Savaşından sonra komünizm Bulgaristan, Yugoslavya,
Macaristan, Arnavutluk, Polonya, Baltık Devletleri,
Litvanya, Stanya, Latviya, D. Almanya, Çin , Kuzey
Kore devletlere dahi yayılım gösterdi ve nihayet bu
bela Arap alemine de ulaştı. Bu iğrenç devrimi Arap
ülkelerindeki birçok tağut üstlendi. |
|
|
İslam
Hilafetinin Yıkılışında Yahudinin Rolü
Kendilerini yeryüzünün
hükümdarları olarak ilan eden yahudi şeytanları, yahudi
yılanının kuyruğunun Kudüs’te sabit bir şekilde
durduğunu, onlar için dünya halkı parçalanıp, yeryüzünde
mutlak bir hakimiyet sağlayıncaya dek başının ve
gövdesinin yeryüzünde dolaşarak zehrini akıtıp
yahudilerin haksız istekleri karşısında duran her bir
insanı sokmaya devam edeceğini ve o zaman yani yahudiler
hakimiyeti ele geçirince yahudi kralının, inşasının
tekrar yapmayı planladıkları Süleyman mabedinden halkı
yönetmesi ve bütün aleme hükmetmesi için yılanın başının
tekrar Kudüs’e döneceğini itiraf ettiler.
Öldürücü sokuşuyla
yahudi yılanı, İslam hilafetini yıkmak için tarihte
görüldüğü gibi faaliyete geçti.
1901-1902 senelerinde
kendisinin ziyaretine gelen Hertzel’in başkanlığındaki
uluslar arası siyonist baskısıyla karşı karşıya kalan
Sultan II. Abdülhamit yahudilerin ona teklif ettikleri
büyük miktarlarda mal ve para yardımına karşılık
yerleşmek istedikleri Filistin’i ondan istemeleri
üzerine onlara şiddetle karşı çıktı ve onları hiçe
sayarak haksız istekleri ve altınlarıyla onları baş başa
bıraktı. |
| |
|
Sultan Abdülhamit’in bu
konuda yahudilere söyledikleri aşağıdaki metinde
yazılıdır: |
|
"Doktor Hertzel’e
Filistin’i isteme konusunda ciddi bir adım atmaması
gerektiğini öğütleyiniz. Çünkü ben Filistin
topraklarının bir karışından bile vazgeçemem. Bu
topraklar benim mülküm değildir. Bilakis buraları
müslüman ümmetine aittir. O yüzden yahudiler Filistin’i
almak için teklif ettikleri milyonları ceplerine
koysunlar. Zaten bir gün gelirde hilafet devleti
parçalanırsa muhakkak o zaman Filistin’i bedava
alabilirler.
Ama ben hala
yaşıyorum. Bedenime saplanan hançerin verdiği acı bana
hilafet devletinden alınmış bir Filistin’i görmekten
daha az acı verir. Bu kesinlikle gerçekleşmeyecek bir
istektir.
Biz hayatta olduğumuz
halde, vücudumuzun parçalanmasına asla müsaade
etmeyeceğiz."
Sultan II. Abdülhamit
İstanbul 1901 |
| |
|
Kendi haksız istekleri
karşısında Abdülhamit’in kesin ve sabit kararının
farkına varan yahudiler, onu tahttan indirmek için
planları arttırdılar ve bu amaçla en önemlilerini
masonların ve dönmelerin
(..İttihat ve Terakki )
oluşturduğu İslam alemini parçalamaya uğraşan uluslar
arası ve Arap alemindeki hain ve şerli kuvvetlerden
yardım istediler.
(Dönmeler;
Bunlar
İspanya’dan kovularak Selanik civarına yerleşmiş zahiren
kendilerini müslüman gösteren ve İslam devletinin
yıkılması için gizli çalışmalar yapan yahudi topluluk.)
Osmanlı’da hilafeti
kaldırarak İsviçre’den getirdiği beşeri kanunlara göre
vatandaşları yöneten kişi, II. Abdülhamit’i 1909
senesinde tahttan indirme planını yapan İttihak ve
Terakki cemiyetinin en bariz seçkin üyelerinden biriydi.
Sultan Hamit’in tahtan
uzaklaştırılıp yerine İttihat ve Terakki cemiyetinin
mücrimlerinin geçmesiyle artık İslam alemine birbiri
peşi sıra musibetler gelmeye başladı.
Sultan II.
Abdülhamit’in kötülüklerinden ne kadar bahsedilirse
bahsedilsin onun bu haksız iftiralar ve uydurmalardan
beri olduğunu şu şekilde ispat etmek mümkündür.
1 -
Bir kere Abdülhamit’i tahttan indirmek için planlar
yapanlar İslam’ın düşmanıydılar.
2 -
Abdülhamit saltanatı boyunca daima İslam devletini
korumayı amaçlamıştır.
3 -
1909 senesinde yani Abdülhamit’in tahttan indirilişinden
hemen sonra İstanbul’a yahudi ve mason hakimiyetinin
yerleşmesi akabinde parçalama operasyonuna girişilerek
yahudi dalkavukları tarafından hile ve aldatmacalarla
kandırılanlar Arap milliyetçiliği yapmaya ve aynı
şekilde İstanbul’da bazıları Turancılık ve Milliyetçilik
sancaklarını yükseltmeye başladılar. Böylece aynı
topraklarda hem Arap milliyetçiliği ve hem de Türk
milliyetçiliği yaygınlaştırıldı.
En üzücü taraf ise
sözde müslüman yazarların büyük çoğunluğunun (!) sultan
II. Abdülhamit’i kötüleyen onu yeren masonist yahudilere
uyduğunu onları taklit ettiğini görmektir.
Günümüzde,
Abdülhamit’i sarhoş, zalim, fasık ve vahşi olarak
gösteren yahudi yalanlarını destekleyen nice kitaplar
yayınlanmıştır.
Siyonist, milliyetçi,
haçlı, mason propaganda ve reklamları Osmanlı imparatoru
Sultan II. Abdülhamit’e yakıştırdıkları alçak ve rezil
sıfatların gerçekten de Abdülhamit’de varolduğunu halka
kabul ettirmede başarılı oldukları gibi İslam hilafetini
kökünden söken müslümanların siyasi varlığını
parçalayan, öldürücü sokuşuyla yahudi yılanını başını
temsil eden meşhur şahsiyeti halkın gözünde en büyük
kahraman olarak göstermeyi çok iyi bir biçimde
becerebilmiştir.
Kahraman olarak reklamı
yapılan bu habis ruhlu alçak kişi İslam hilafetini
kaldırarak cumhuriyet sistemine geçti.
İslam kisvesi altında
satılmış imamlar vesilesiyle Cuma hutbesi vererek hatta
askerlerin önünde (günümüzde bazı
tağutların namaz kıldırması veya cemaatle aynı safta yer
alması gibi ) imam olarak müslüman halkı
aldatmayı başardı ve kendilerine güya alim denen zayıf
karakterli alim taslaklarını az bir paha karşılığında
satın aldı, onları İslam hilafetini kötüleyip kendi
nefsi kanunlarını övmeye çağırdı ve bunda da olağanüstü
bir başarı sağladı. Onları istediği amaçlar
doğrultusunda kullandı.
Bu şahıs İslam
hilafetini yıkmayı başardıktan sonra; yahudi dostlarının
siyonist emellerini gerçekleştirmek için aşamalı olarak
bazı inkılapları yapmaya başladı. |
| |
|
İşte aşağıdakiler yahudi
dostlarının isteği üzerine bu şahsın gerçekleştirdiği
inkılaplardır: |
|
1 -
İslam
hilafetinin kaldırılması.
2 -
Türkiye’yi
diğer İslam devletlerinden ayırma ve böylelikle büyük
İslam devletini bölme çalışması.
3 -
Dini devlet işlerinden ayırarak laiklik ilkesini
benimsetme.
4 -
Gerçek ve dininde samimi İslam alimlerine çeşitli baskı
ve işkenceler uygulamak. Bu amaca yönelik olarak birçok
müslüman alim öldürüldü ya da darağacında sallandırıldı.
5 -
Mescitlerin çoğu kapatıldı. Arapça ezan okumak ve namaz
kılmak yasaklandı.
6 -
Halka İslami giysileri giymeleri yasak edildi ve Avrupa
giyim tarzını takip etmeleri mecbur kılındı.
7 -
Evkaflar kaldırıldı.
8 -
Şer’i kanunlar kaldırıldı.Yerine İsviçre’den getirilen
medeni kanunlar kondu.
9 -
Cuma günündeki haftalık tatil Pazar gününe alındı.
10 -
İslam şeriatına dayanan her iş evlilik ve miras hukuku
kaldırıldı, çok evlilik yasaklandı ve mirasta erkekle
kadın eşit tutuldu.
11 -
Serbestlik adı altında genç erkek ve kızlar ahlaksızlığa
sevk edildi.
12 -
Öğretim şekillerinin bütününde İslami öğretim
kaldırıldı. Kur’an kursları kapatıldı. Türklerin bin
yıldır kullanmakta olduğu Arapça harfleriyle Latin
harfleri değiştirildi.
13 -
Halkı İslam’dan uzaklaştırmak ve de tamamıyla soyutlamak
için Arapça kelimeler Türkçe’den ayıklandı.
14 -
Türkiye Almanya’dan kaçan yahudi alimlerine kapılarını
açtı ve onları Türkiye’de yeni açılacak olan
üniversitelerin öğretim kadrolarında görevlendirdi. |
| |
|
Son olarak mason
dostlarının bu kişi hakkındaki sözlerini kaydedelim: |
|
1918 yılındaki Türk
Devrimini gerçekleştiren mason kardeşimiz, yahudi
ümmetine büyük bir fayda verdi, hilafeti ortadan
kaldırdı. Hilafeti yıktı. İslam devletinden İslam dinini
yok etti. Vakıf bakanlığını ortadan kaldırdı. Bunlar ve
benzeri inkılaplar İsrail devletinin gerçekleştirmek
istediği amaçlarından değil midir? Mason kardeşlerimizin
arasından şimdiye değin ve daha sonra bu büyük
kardeşimiz kadar başarılı olan birisi çıkmamıştır. |
| |
|
Şurası bir gerçektir ki: |
|
Uyruğu ne olursa olsun
yahudi her şeyden önce yahudiden zahiren hangi düşünce
ve ilkeyi benimserse benimsesin aslında bundaki amacı bu
benimseyişiyle milletine hizmet vermektir. Yahudi
milletinin çıkarına uygun olduğu sürece uyruğunu ona
göre ya İngiliz yada Amerikan veya Fransız yahut Arap
olarak seçer. Seçmiş olduğu uyruk ne zaman ki yahudi
çıkarına ters düşse işte o zaman o sadece bir yahudidir.
Bunun içindir ki benimsediği uyruğu bir kenara atarak
asıl hüviyet ve benliği olan yahudiliğini muhafaza eder.
(Bilinmesi
gerekir ki yahudiler dışa kapalı bir topluluktur. Kendi
dışındakilere yahudiliği tebliğ etmezler. Çünkü kendi
dışındakiler asla yahudi olamayacaklar. Bir kişinin
yahudi olabilmesi için tek yeterli gerekçe annesinin yahudi
olmasıdır. Hala İsrail mahkemelerinde babası yahudi
olupta annesi yahudi olmayan kişilerin yahudiliği
kesinlikle kabul görmüyor.)
Yahudi içinde
bulunduğu ülkeyi içten içe kemirmek ve bozguna uğratmak
ve tahrip etmek için durumuna göre zahiren ya müslüman
yada hristiyan görünür.
Her nerede bir mezhep
yada din veya ilke yahut felsefi bir durum çıksa onu
desteklemek için adeta yarışırlar.
Kendi görüş ve
inançlarını paylaşmayanlara çeşitli vesilelerle hücum
ederek onları sustururlar. Kendi fikirlerine uygun düşen
ve amaçlarına hizmet eden düşünceleri övdükleri gibi
sahip oldukları düşüncelerini destekleyenlere de rahat
yaşama imkanı sağlarlar.
Yahudi Karl Marx insan
fıtratını bozan sosyalizm ve komünizmin mimarıydı.
Yahudi Durkheim aile
nizamını bozan ve yıkan sosyalizmin başını çeken
kişiydi.
Yahudi Jean Paul
Sertre varlık ve hiçlik teorisini ortaya koyan
birisiydi. Yahudi Freud, kudurmuş ve bozulmuş cinsiyete
yönelik kaideleri içeren psikolojinin baş mimarıydı.
Yahudi Dizraili
"amaçlar bütün araçları
mübah görür" düşüncesine dayalı siyasetin kurucusuydu.
(
Dizraili;
İngiltere’nin başbakanı. Zahiren Hıristiyanlığı seçmiş
gibi görünen yahudi asıllı olan Disraili İngiltere’de 2
dönem başkanlık yapmıştır.)
Yahudiler, sonuçta
yeryüzünün parçalanması, ahlakın, nizamın, dinlerin ve
milletlerin yok olması için birbirlerine zıt görüş ve
mezhepleri bu uğurda kullanmaktadır.
Onların fertleri ve
grupları kapitalizm, komünizm, demokrasi, milliyetçilik,
liberalizm, kavmiyetçilik, varoluşçuluk, ilericilik,
cumhuriyetçilik....v.s. gibi düşünce ve izlenimlere
çağırdıklarını görmekteyiz. Onların bundaki yegane
amaçları uluslar arası bir İsrail devleti kurabilmektir.
Bu nedenle farklı görüş, fikir, nizam ve partilerden
kendilerinin savunuculuğunu yapacak taraftarlar edinerek
onları kullanıyorlar.
Birinci Dünya Savaşından
sonra birleşmiş milletler örgütünün kurulması
girişiminde bulunanlar yine onlardı. Bu kuruluşta
bulunan görevlilerin çoğunluğunun bu sefer de yahudiler
teşkil ediyordu. Onlar ikinci dünya savaşından sonra
birleşmiş milletler örgütü ve güvenlik meclisini
kurdular. Bu örgüte mensup devlet reislerinin
çoğunluğunun yahudiler, onların yardakçıları ve onların
okullarında yetişenler oluşturmaktaydı. Bizzat güvenlik
meclisi yoluyla yeryüzünün bütününe hakim olabilmek için
adına veto dedikleri reddetme hakkının sadece
dizginlerini ellerinde bulundurdukları devletlere
verdiler.
(İnsan
hakları genel bildirisini yahudi Kazin hazırlamıştır.
Milletler cemiyetini kuran ise yine yahudi olan Lidba
Filovski’dir.) |
| |
|
"Arap Devletleri Birliği"
de yahudi icadıdır. |
|
Yahudiler, Fransız,
İngiliz ve Komünizm devriminden sonra doğu ve batı
Avrupa’da da egemenliklerini tam rayına oturtunca
Filistin’de devletlerini kurmaya teşebbüs ettiler. Ne
var ki önlerinde İslam Hilafeti engeli vardı. Bu yüzden
plan , hile, aldatmaca yolunu seçerek önce parçala sonra
yok et, siyasetini uygulamaya geçtiler ve milliyetçilik
sloganları atarak şöyle dediler:
Muhakkak İslam
mutsuzluğunuzun ve belalarınızın nedenidir. Şayet siz
yüce bir yaşanı istiyorsanız, milliyetçiliğe tutunmanız
ve İslamı bir kenara atmanız gerekir. Böylelikle
milliyetçilik sancağı altında bağıran fertler ortaya
çıktı.
Böylece yahudilerin
emriyle İngiltere 1945 yılında Mısır’ın liderliğinde
Arap Devletleri Birliği kurulmasında başarılı oldu.
Oysaki bu birliğin amacı okyanustan körfeze kadar
Arap’ları tek bir çatı altında toplamaktı ama her
nedense II. Dünya savaşına kadar bir olan Arap topluluğu
savaştan sonra 22 devlete bölündü.
Yahudiler, tekrar
küçük bölgelere parçalansın diye Arapları milliyetçiliğe
sevk ettiler. Ama bu milliyetçilik anlayışında
yahudilerin lehinde gelişen çok değişik bir yön vardı.
Çünkü burada direkt bir Arap milliyetçiliği yapılmıyor
aksine mısırlılara
"Mısır ancak
Mısırlılarındır"
veya "Yemen ancak
Yemenlilerindir"
veya
"Irak ancak
Iraklılarındır"
veya "Kuveyt ancak
Kuveytlilerindir"
diyerek halklarının hepsi Arap olan ülkelerde ayrılık
çıksın diye ülkelere ve sınırlara bağımlı bir
milliyetçilik anlayışı getiriliyor. Bu şekilde Arap
ülkeleri içten birbirini yıkacak ve bu enkaz üzerinde
yahudiler devletlerini kuracaktır. Bilinmesi gereken bir
şey vardır ki İslamsız Arap bir hiçtir. Araplar ancak
İslam'a dönmekle ve tevhidi anlamakla kendilerini
yahudilerin bu tuzaklarından kurtarabilirler. |
| |
|
Yahudiler yeryüzü enkazı
üzerine İsrail krallığını kurmayı çabuklaştırmak için
III. Dünya savaşının planlarını şimdiden yapmaktadırlar. |
|
Herhangi önemli bir
sorun olmasa da büyük yahudi bakanları belirli bazı
vakitlerde periyodik olarak veya her ne zaman başları
tehlikeli bir bulanıma girerse dünya yahudileriyle
alakalı her meseleyi ortaya koymak ve yeni planlar
çizmek amacıyla Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de
gömülü en büyük yahudi hahamı İbn-i Yehuda’nın kabri
başında toplanırlar. Miladi 1954 senesinde Haham Amanuil
Ivanoviç Avrupalı yahudi liderleri ve hahamlarının
hepsinin katıldığı gizli bir toplantıda çok tehlikeli ve
tarihi öneme sahip bir konuşmada bulundu. C.I.A ise bu
konuşmayı ortaya çıkardı ve yayınladı. |
| |
|
Konuşmanın metni şu
şekildedir: |
|
"Biz gelecek bir
çatışma vuku bulmadan önce II. Dünya savaşının üzerinden
en az 20 yılın geçmesini arzuluyorduk...
Ancak, dünyanın
çeşitli bölgelerinde bulunan yahudilere karşı beliren
düşmanca hareketler bizi gelecek birkaç sene zarfında
III. Dünya Savaşını çıkarmak için yeni çalışmalar yapmak
mecburiyetinde bıraktı.
1930 yılından bugüne
dek ve daha sonra uyguladığımız Almanya’yla Amerika
arasında karşılıklı bir kine yol açan propaganda
hamlelerimizle ikinci dünya savaşına neden olduk. Şimdi
ise buna benzer propagandaları, Amerika ve Rusya’yı her
ikisini ayrı ayrı uçlarda tutarak böylelikle aralarında
kalan küçük devletleri bu tarafa mı tutacağı noktasında
onları taraf tutmaya mecbur bırakarak yani cepheleri iki
cepheye indirip Amerikanın yada Rusya’nın (ki
buralardaki emir komuta zinciri yahudilerin elindedir.)
yanında savaşta yer almak suretiyle yahudilerin işlerini
kolaylaştırma ve böylece bütün yeryüzüne yayma
faaliyetlerimize başlamış durumdayız. Uluslar arası bir
savaş çıktığı zaman da İsrail devleti tarafsızlığını
ilan edecek. Böylelikle can çekişmekte olan devletlere
heyetler gönderip orayı tahakkümü altına geçirecektir.
İşte o zaman yarış
devri başlayacak ve biz yahudiler özlemini çektiğimiz
dünya hakimiyetini ele geçirmiş olacağız. Bize bunda
zekamız ve potansiyelimiz yardımca olacak, o zamanda
başka dinler olmayacak. Çünkü başka dinlerin varlığı
bizim hakimiyetimize büyük tehlikedir. Yahudilik böylece
bütün dünyaya sirayet edecek.
Bazı durumlar
halkımızın bir kısmını feda etmeyi gerektirmektedir.
Nasıl ki birkaç bin yahudiyi öldürdü diye Naziye
veryansın yaparak onları savaş suçlusu ilan ettik aynı
şekilde Amerika ve Rusya’yı bir kaçımızı öldürmeleriyle
savaş suçluları olarak ilan edeceğiz. Dünyaya hakim olma
yolunda birkaç bin yahudinin feda edilmesi çok fazla bir
bedel değildir" |
| |
|
İşte bunlar yahudi
hahamının belki de en büyüğünün ağzından çıkan
sözlerdir.
Günümüzde olan olaylar
bu hahamın söylediklerine en güzel şahittir.
Amerika ve Rusya
arasında olan karşılıklı suçlamalar, casusluklar,
tuzaklar, plan, hile ve aldatmacalar ve de savaşlar (ki
hepsi yahudi tezgahından çıkmaktadır) Hahamın bu
söylediklerine en büyük şahittir. İki devlet arasında
karşılıklı kışkırtıcılık yapan yahudinin bu üçüncü
dünya savaşından karı ise hiç şüphesiz İsrail
krallığının bir an önce kurulmasının sağlanmasıdır. |
|
BEŞİNCİ
BÖLÜM
Müslümanlara Müjde |
| |
|
Yahudiler kendi
memleketlerinin kurulmasında acaba başarılı olacaklar
mı?
- Şüphesiz ki hayır.
Çünkü Allah-u Teâlâ İsrail oğullarına bu hayatlarında
zillet ve rezillik yazmıştır.
"Nerede bulunursalar
(yahudiler )onlara alçaklık damgası vurulmuştur."
(Al-i İmran:112 )
- Şüphesiz ki hayır.
Çünkü Allah-u Teâlâ yeryüzünde onların bölük pörçük bir
vaziyette yaşamalarını dilemiştir.
" Biz onları yeryüzünde
bölük bölük ayırdık."
(A’raf:168 ) |
| |
|
Şimdi daha iyi
anlaşılması gereken bir gerçek şu ki:
Mukaddes topraklarda
İsrail olarak isimlendirilen bir devletçiğin kurulması
yada kurulacak olması kuru bir hayalden başka bir şey
değildir. |
| |
|
Filistin’de kurulmuş
yahudi devletinin, dünya hakimiyetinin tamamını
sağlayamayacak olması ihtimali aşağıdaki sebeplere bağlı
olarak açıklanabilir. |
| |
|
Birincisi:
|
|
Kutsal topraklarda bir araya gelmiş bu
yahudi topluluğu , bütün dünyaya yayılmış bulunan sayısı
yaklaşık 20-22 milyon civarında olan yahudilerden 4
milyonu aşmayan küçük bir topluluktan başka bir şey
değildir. Şayet bu kadar yahudi İsrail’de bu sayıyla bir
devlet temsil edebiliyorsa, içinde 5 milyondan fazla
yahudi barındıran Amerika’nın bir şehri olan New
York’un, İsrail’den ziyade bir yahudi devleti olması
daha uygundur. Eğer ki mesele sadece yahudi sayısıyla
paralellik gösteriyor olsaydı bu söylenilen şey de
kaçınılmaz bir gerçek olurdu. |
| |
|
İkincisi:
|
|
İddia edilen İsrail devleti,
İngiltere’nin ve Haçlı devletlerinin kovduğu, bir kenara
ittiği ve dünya ekonomisine hükmeden yahudilerin
dolarlarıyla beslediği ki dünya yahudilerinden gelen bu
gıda yardımı kesilirse açlıktan hemen
geberiverirler-İslam aleminde doğmuş ne idüğü belirsiz
piç bir çocuktan başka bir şey değildir. İslamı esaslardan
uzaklaştıklarından dolayı Arapları korkutan bu devletçik
bir devlette kendi kendine yetebilecek ve bulunması
zorunlu olan dayanaklardan bile yoksundur. Sadece onlar
müslümanların yeterince bilinçli olamaması ve İslami
görevlerini yerine getirmemesi boşluğundan yararlanarak
oraya ayak basmışlardır, o kadar. |
| |
|
Üçüncüsü:
|
|
Mukaddes topraklarda kurulan bir devlet
olarak iddia edilen İsrail, Allah-u Teâlâ’nın dünyanın
çeşitli yerlerinden gelen yahudileri mahvetmek için
seçmiş olduğu bir yerdir. Ne zaman ki müslümanlar
gerçekten ihlaslı olarak dinlerine döner ve Allah’a tam
manasıyla tevbe ederlerse işte o zaman mü’minlerin
kalplerine şifa verecek olan öldürücü darbelerini
mukaddes topraklardaki yahudilere bir hamlede
indirirler.
Bu dediğimize delil olarak Allah-u
Teâlâ’nın şu ayeti yeter:
"Ve onun ardından İsrail
oğullarına söyledik: "O toprak (yurt) ta
oturun.Son sözün vakti geldiğinde hepinizi derleyip
toplayacağız."
(İsra: 104)
|
| |
|
Bu kadar sayıdaki
yahudilerin tek kara parçasında bir araya toplanmaları,
kendi hayallerinde kurdukları devletin enkazı altında
kalıp ölmelerine vesile olacaktır. Burada Allah’ın bir
hikmeti vardır.
Ama insanın aklına
onların helak olma saati ne zaman gelecek gibi bir soru
gelebilir. Bu gaybi mesele olduğu için cevap vermek
mümkün değildir. Çünkü bunun ilmi Allah’ın katındadır.
Fakat şu da bir gerçek ki
yahudilerin bir an önce helak olmaları, müslümanım
diyenlerin dinlerine bir an önce kesin bir dönüş
yapmalarına bağlıdır.
İşte bu sebeplerden
ötürü: |
| |
|
1 - |
|
Filistin meselesinin normal barışçıl
yollarla çözüme kavuşturulması imkansızdır. Çünkü Allah
bunun tam tersini buyurmuştur. Dolayısıyla
peygamberlerin İsra (gece yolculuğu)ettiği ilk kıble ve
üçüncü mescit olan Kudüsü barışçıl yollarla kurtarmak
isteyenler boşu boşuna oyalanmasınlar ve bu Filistin’i
gerçekten kurtarmak istiyorlarsa İslamlarına dönsünler.
Çünkü bundan başka yol yoktur. |
| |
|
2 - |
|
Kudüs’e olan yahudi akımı asla durmayacak
ve yahudiler balı, sütü bol olan bu diyara belki de
ölümleriyle yüz yüze gelmek istercesine tek tek yada
bölük bölük gelmeye devam edeceklerdir.İşte bu yahudiler,
devamlı artan bir şekilde her yerden her delikten
Filistin’e gelmektedirler. Bu gelmeleri Allah’ın
takdirinden başka bir şey değildir. Ama yahudilerin
Kudüs’e gelmeleri onlara
kar sağlamayacak bilakis Kudüs onların mezarı olacaktır. |
| |
|
3 -
|
|
Yahudiler gittikleri
yerde rahat durmazlar. Bir türlüde istikrar bulup
yerleşemezler. Her nedense istedikleri güvenli yere
ulaşamazlar. Bütün bu istedikleri hiç gerçekleşmeyecek
bir düşten ibarettir. Zaten Allah bunu onlardan
engellemiştir. Amaçlarına ulaşmak için uğraşım
verdikleri bütün çabalar açık bir başarısızlık ve
hüsranla neticelenecektir. |
| |
|
4 -
|
|
Filistin’deki savaş
İslami olacaktır. Filistin meselesinin kendilerini
ilgilendirdiğini iddia edenlerin bu gerçeği göz önüne
almaları gerekmektedir. Çünkü onlar müslüman olmadıkça
asla muzaffer olamayacaklardır. Onların düşmanı olan
yahudiler onlarla aslı bozulmuş Tevrat akidesiyle
savaşıyorlar. Biz
ise onları ancak tevhid akidesiyle yenebiliriz. |
| |
|
Rasulullah sallallahu
aleyhi ve sellem yahudilerle sadece salih müslümanlar
arsında olacak olan son savaş hakkında şöyle
buyurmaktadır: |
|
"Müslümanlar, yahudilerle
çarpışıp onlara öldürmedikçe kıyamet kopmayacaktır. Öyle
ki yahudi bir taşın yada ağacın arkasına saklandığında
ağaç ve taş şöyle der:
"Ey müslüman! Ey Allah’ın
kulu! arkamdaki yahudidir. Gel onu öldür. Fakat
yahudilerin ağacı olan Garkad arkasındaki yahudiyi haber
vermeyecektir"
(Buhari-
Müslim-Tirmizi-İbn-i Mace-Ahmed) |
| |
|
Avrupa, Rusya ve
Amerika’da bulunan zengin beyefendilerin (?!...)
müslümanları saptırmak, onlara yalanlar düzmek ve
aldatmak için ellerinde tuttukları basın organlarının
tam aksine İslam dini; gerçekleri herhangi bir
tartışmaya mahal bırakmaksızın onları bulanıklaştırmadan
ve açık bir tarzda kavrayışlı müslümanların gözleri
önüne serer ve bu büyük gerçeklere dikkatimizi çeker. |
|
Son
Olarak |
|
Bütün insanlar yorulup bıksada yahudiler plan
hazırlamaktan, söz söylemekten ve iş yapmaktan ne
bıkarlar ne de yorulurlar.
Onlar insanların zulmü hoş görmemesinden
faydalanarak adalet sancağını kaldırıyorlar. Oysaki
amaçları insanlara adaleti sağlamak değil bilakis
insanlara zulmedenlerin yerlerini almaktır. Onlar
insanların özgürlüğe olan arzularını kullanarak
özgürlük sancaklarını semalarda dalgalandırıyorlar.
Oysaki gayeleri özgürlüğü insanlara sunmak değil
bilakis onları özgürlükten mahrum ederek kendi
menfaatlerine göre kullanmaktır. Onlar insanların
siyah-beyaz ayırımı ve ırkçılığı çirkin
görmelerinden istifade ederek eşitlik adına sancak
açıyorlar. Halbuki amaçları değişik renkte olan
bütün insanları tek sınıf altında toplayarak onların
düşüncesini kendileri için uygun şekilde basit bir
düşünce tarzına dönüştürmektir.
Yahuda'nın çocukları olan bu yılanlar sinsice sokup
zehirini akıtmaktadır....
Stalin yahudilerin şerrinden kurtulmak için onlara
Filistin'de bir devlet kurmaları için yardımda
bulunacağına söz verdi.
Hitler ise Almanya'yı bu şerli kavmin pisliğinden
temizlemek için yeryüzünde onları atabileceği bir
çöplük aradı durdu.
Amerika da onlardan çektiğini hala çekmeye devam
etmektedir. Fakat şu an bile Amerika elleri kapalı,
gözleri yumuk bir vaziyette alçak Siyonist masonlar
tarafından uyutulmuş, öylece uyumakta ve yahudilere
karşı ne yapacağının belirsizliği içinde
kıvranmaktadır.
Sonuç olarak yahudinin bu dünyadan istedikleri
bunlardır. Fakat Allah'ın dilediğinden başkasına da
ulaşamazlar. Çünkü Allah dilediğini yapar ve ancak
Allah'ın dilediği olur. |
| |
|
Müslümanlar olarak bize insanları uyarmamız, onlara
nasihat vermemiz gerekmektedir.
Ey
müslüman davetçiler!
Elleri kaldırıp teslim olmadan ve zillet içinde
boyun eğmeden önce uyanınız!
Ey
sorumlu kişiler!
Yahudinin kırbacı sırtınızı kızartmadan önce ayılın.
Ey
müslümanım diyen kimseler!
Yahudiler sizi kendi görüşlerini kabul etmeye ve
boyun eğmeye zorlamadan önce uyanınız!
Her
şeyden önce gerçek benliğiniz olan Allah'ın istediği
İslama dönün ve Allah'ın ipine toptan sımsıkı
sarılın ve ayrılmayın.
"Bunda kalbi olan ve hazır bulunup işiten kimseler
için ibret vardır." (Kaf:37)
Knesset (yahudi
parlemento binası) kapısında harika İsrail
devletinin haritası diye çizilen harita yahudilerin
hayallerinden öte geçmeyecektir:
Not: Knesset kapısında
şu şekilde yazılmıştır:
"Ey İsrail devleti!
Senin sınırların
Fırat'tan Nil'e kadardır."
Muhakkak yahudiler son
derece yükselmişlerdir. Çünkü İslam alemine hükmeden
öyle hakimler getirdiler ki müslümanlara demir ve
ateşle hükmettiler. Kur'an'ı bırakıp yahudi ve
hrıstiyanların kanunlarını uyguladılar.
Müslümanlardan her kim konuşursa onu ya hapse yada
kabre soktular. |
| |
|
Son söz olarak deriz
ki;
Allah bize yeter,O ne
güzel vekildir. Ehl-i İman için imtihan muhakkak
mukadderatımızda vardır. Durumların bu şekilde devam
etmesi imkansızdır. |
|
Sonuç |
| |
|
Yahudilerin alemi
yıkmak için yaptıkları protokollerin, planlarını
fesat ve hayallerini hızlı bir sunuştan sonra belki
bazıları müslümanların başına gelen musibet ve
belaların tek sebebinin yahudilerden kaynaklandığını
anlayabilirler. Ancak bu hiçbir zaman doğru
değildir.
Yahudiler iblis
gibidir. Onlar inançları ahlakı, topluluğu, düşünce
tarzı ve hileleriyle tamamen şerli bir ümmettir.
Acaba bizim içinde
bulunduğumuz bu musibetlerin yegane sebebi yahudiler
midir?
Müslümanların yada
müslümanlar dışındakilerin cehalet, akılsızlık,
ahmaklık, aptallık içinde boğulmaları yahudilerin
şerli bir ümmet olmasından dolayımı dır?
Tabii ki hayır.
Birkaç milyon
şerli insanın yüz milyonlarca kişiye tesir ederek
onları yönlendirebileceklerini ve menfaatlerine
uygun olarak görevlendirilebileceklerini sanan
hiçbir fert yoktur. Ancak bu milyonlar daha ilk
baştan boyun eğmeyi ve zilleti aşağılığı kabul
etmişse o zaman başka!...
Bu sıfatlar
müslümanda kesinlikle bulunamaz.
Bizim başımıza
gelen musibetler düşüncesizce hareket etmemiz ve
cehaletimizden kaynaklanmıştır. Bunların
oluşmasındaki asıl ve tek sebep ise İslam'a Allah’ın
istediği şekilde sarılıp onu tam manasıyla
uygulamamış olmamızdır.
"Başkalarını iki
misline uğrattığımız bir musibete kendiniz uğrayınca
mı "Bu nereden ?" dersiniz? Ey Muhammed! Deki:" O
kendi nefsinizdendir."
(Al-i İmran:165)
Yahudiler kökü
binlerce sene öncesine dayanan kalkınma
programlarını ortaya koymuşlar ve adım adım
gerçekleştirmeye başlamışlardır. Böylece alçalmış
olan toplulukları bu düzenli çalışmalarıyla dünyayı
korkutan bir kavim haline gelmişlerdir.
Bu durum
karşısında biz müslümanlar ne yaptık? |
| |
|
Ahmaklar şöyle
diyebilirler: |
|
Yahudiler, dünya
basınına, haber ajanslarına dünya yayın sahasına ,
bankalarına, uluslar arası reklam piyasasına v.b
hükmetmektedir. Bu yüzden onlar istedikleri gibi
karar verip uygulayabilirler. Biz bu imkana sahip
değiliz. |
|
Ahmaklar şöyle
diyebilirler: |
|
Yahudiler, dünya
basınına, haber ajanslarına dünya yayın sahasına ,
bankalarına, uluslar arası reklam piyasasına v.b
hükmetmektedir. Bu yüzden onlar istedikleri gibi
karar verip uygulayabilirler. Biz bu imkana sahip
değiliz. |
| |
|
Cevap |
| |
|
Tamam bu doğru
olabilir. Fakat niçin siz, müslümanlar bütün bunlara
sahip olamayasınız ve hatta daha fazlasına neden
sahiplenemeyesiniz?
Siz mal bakımında
mı yoksunsunuz?
Oysaki insanların
en zenginleri arasında müslümanım diyenler var.
Siz sayı
bakımından mı eksiksiniz?
Oysaki siz bütün
yeryüzünü doldurduğunuzu iddia ediyorsunuz.
Siz tecrübe
açısından mı eksiksiniz?
Oysaki içinizde
birçok alim var.
Siz rehber
açısından mı eksiksiniz?
Oysaki katınızda
Allah’ın kitabı ve Rasulullah’ın sünneti var.
Müslümanların
köstek oldukları gerekçesiyle yahudiler mi yoksa
gerçek manada İslam’a dönmeyen müslümanım diyenler
mi kınanmalı?
Yahudiler şerli
olduğu için müslümanım diyenler geri kalmalıdır.
Bilakis Allah’ın istediği imandan ve İslam’dan
uzaklaştıkları için bu duruma düştüler. |
| |
|
Bunun aksini iddia
edenlere diyoruz ki; |
|
Bize
Ömer b. Hattab
radiyallahu anh’a benzer bir hakim veya
Halid b. Velid’e
benzer bir komutan veya
Abdurrahman B. Avf’a
benzer bir tacir veya
Şureyh
radiyallahu anh’e benzer bir kadı veya
Enes İbn-i Malik’e
benzer bir hizmetçi getirin ki yahudilerin sinsi
emellerinin bize hiçbir etki yapmadığını ispat
edelim.
Günümüzde güya
müslümanlık iddiasında bulunan hakim tipi ise
şöyledir:
Allah’ın kullarına
büyüklük taslayabilmek amacıyla hakim olmak ister ve
şöhretinin artması için halkın kendisine
"yaşasın"
demesini bekler.
Bir bakan ise
(makamında birkaç ay kalacaksa bile )fakirliğini
maziye gömüp kendisi için bir saray inşaa etmeden
bakanlık koltuğunu terk etmez. Fakat hakkı konuşan
İslam alimlerini hapishaneye koyarlar yada
darağacında sallandırırlar. |
| |
|
Biz düşmanımızdan
bize dost olmasını talep demeyiz.
Biz yahudiden,
yahudilikten vazgeçmesini isteyemeyiz.
Ayıbımız bizzat
nefsimizdedir.
Allah’ın nimeti
vasıtasıyla kardeş olduğumuz İslam dininden
uzaklaştığımızda kendi kendimize düşman olduk.
Ne zaman ki;
milliyetçilik,
komünizm, demokrasi, kavmiyetçilik, sosyalizm,
laiklik, ve
diğerlerinden vazgeçersek, İslam’a Kur’an’a,
Rasulullah’ın sünnetine sımsıkı sarılırsak işte o
zaman karşımızda ne yahudi nede yahudiden başkası
durabilecektir. Nasıl ki şeytanın varlığı salih
müslümanın bulunmasını engelleyemiyorsa yahudinin
varlığı da aynı şekilde alemlerin Rabbine teslim
olmuş muvahhidlerin onlara karşı durmasını
önleyemeyecektir.
"Allah işinde
hakimdir, fakat insanların çoğunluğu bunu
bilmezler."
(Yusuf:
21) |
| |
|
Hidayete tabi
olanlara selam olsun.
Fuad Abdurrahman Er-Rifai
|
|
|
|
www.cehaletmazeretdegil.com |
|
|
| |
|
|